bugün konuşanlar yazarlarından su'nun bilogundaki kış yazısıyla kafamda uçuşan tilkilerle geldim size canlar. Sınavın belkemiğini bir kompozisyon oluşturacak yine; ancak sınavın bonus soruları da mevcut; bonuslarla girelim:
* hayatınızda kimin kırmızı burnundan akan smük tiksindirmez sizi?
* artık kar yağmadığına göre, kağın yerine yağabilecek bir şey yazınız.
* kışın içi de çok üşüyen varlıklar olarak, kendimizi nasıl ısıtabiliriz?
* eviniz yeterince ısınıyor mu? deeermişim.
Evet komposizsyon konusu, çok basit; "Kış nedir? Sizin kışınız nasıl bir şeydir?"
En beyenilene sahlep ısmarlicam.
Kış geliyor bağra çağra...
"Are you angry? Punch a pillow. Was that satisfying? Not hardly.
These days people are too angry for punching. What you might try is stabbing.
Take an old pillow and lay it on the front lawn.
Stab it with a big pointy knife. Again and again and again.
Stab hard enough for the point of the knife to go into the ground.
Stab until the pillow is gone and you are just stabbing the earth again and again,
as if you want to kill it for continuing to spin,
as if you are getting revenge for having to live on this planet day after day, alone."
*No One Belongs Here More Than You.
Merhaba..
Sizi sevebilir miyim?
ya da bi' sarılır mısınız bana?
olmadı bi' kerecik öpün beni?
Anladım.
meşgulsünüz.
olsun.
belki başka zaman?
Hoşçakalın.
sen de mi sağ elini kullanırdın ben yokken?
özetlen... cevap kağıdı
Sevgili hayali sevgilim,
sence de komik değil mi son zamanlarda hayatımdaki en gerçek şey olman?
aşağıda, dün gece uyumadan önce, ya da tam uyurken yazdığım notlar var sana, sanırım onları sadece sen okuyabileceksin ve diğerleri bana nasıl okunaksız olduğuna dair sinirli notlar bırakacaklar. sana dair bir şarkı ve de bir şiir buldum, onlar da ekte...
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
attila ilhan
dipnot: sevgili hayali sevgilime doldurabileceğim kağıtlarla dolu, anılarla boyanmamış bir defter ararken, bir zarfımsı aldım elime, eski sevgililerin eski mektupları döküldü içinden, aradığım defteri orda buldım. güldüm.
buradaki görseller yalnızca bu post için yaratılmıştır. yalnız evdeki scanner yavaşlığıyla yaşam isteğimi söküp aldığından dolayı telefon kamerası sanatçılığına bürünmeye zorlamıştır bendenizi. ondan böyle.
pia'nın burda ne işi var demeyin, gözüme çarptı dün bi'yerde, sonra bağdaştı.
dipdipnotnot: şuracıkta farkettim ki, ben pembenin fazlasına tahammülü olmayan, pembe kıyafetler, çiçekler böceklerden pek haz etmeyen kertenkele, etrafımı pembe kırtasiye malzemeleriyle çevrelemişim. ders çalışırken bilhassa, pembe marker, kalem, defter kullanıyorum ki sanırım, farketmeden dikkatimi açık tutmanın yolunu buldum...
(mezar taşıma minel aşk yazın, irmik değil un helvası yapın.)
sevgili hayali sevgilim, nedir bu çektiğin? neden herkes tu kaka der sana, derin acılarda boğar, umutsuzlukla turşu yapar? neden peşinde kesif bir kükürt kokusuyla gelirsin hep?
sana hiç öfke duymuyorum, umutsuzluğa da düşürmüyorsun beni sevgilim, sen çayımdaki şeker, saçımdaki boya, tabağımdaki yerelması gibisin... evet, aynı bunlar gibi asla var olmadın, olmayacaksın da sanırım. sadece orada varmışsın gibi davranmam gerekiyor bazen, eh, her yaratığın bir sıcaklığa ihtiyacı vardır değil mi? senden sıcaklık istediğimde kor ateşlere bir yolculuk kazanma olasılıklarını aklımdan geçirmem de sadece deneyimsel, yoksa biliyorum yapmazsın böyle şeyler...
ah be sevgilim, bilirim ki alevden denizleri mumdan kayıkla geçmektir aşk amma neden benim kayık hep tealight miktarında mum içeriyor en fazla? histerimin iğrenç prensi, ben de seni boğmayı düşünürdüm o alevlerde ama sen de benim gibi bir kor parçasından başka nesin ki? o yüzden diyorum sana kızgınlığım yok diye. ne fark ederdi ki zümrüt gözlü olsan ya da kömür madenlerinin dipsizliğinde yaşasan? haha, evet romantizm öldü mü dersin? ya da tam tersi mi? hızla kayaların arasında kaybolmaktan daralamaz mı bir kertenkele? biraz güneşte yatmak onun da hakkı değil midir? peki sevgilim, sen hangisisin? güneş mi, kertenkele mi yoksa kayalıklar mı?
"in the rays of the sun, i am longing for the darkness"
sen midemdeki acayip kasılmasın sanırdım, oysaki sadece reflüm varmış. gene kandırdın beni... ah, inançsızlıktan bahsetmeyelim lütfen. bunun suçu çok geç kaldığın için sende. en başında da mı vardın? bu konuyu insanların önünde tartışmayalım. hep insanların önünde tartıştık zaten, millet kıçıyla mı gülüyodur bana artık bilemiyorum. sonuçta insanların önünde hayali sevgilinle tartışmak biraz, nası desem, enteresan....
benim küçük sevgilim, tırnaklarımı etine geçirip kanatana kadar derini parçalamak istiyorum. eminim ki ondan sonra ne hayal olacaksın ne de sevgili.
kendine iyi bak
biricik ölümün
v.
özetlen... cevap kağıdı
Tahayyül etmeye cesaretim yok
Beklediğim herşeyin üzerinde
Ve nasıl da yanımdasın, hayret
Açmadan kurumuş, siyaha durmuş, tüm güllerin
Sessizce önünde arkanda yanında içinde dışında
Eğildiği gibi saf olamadım, affet
Seni öyle....
Her gecenin yüreğimdeki ağırlığından bir seda.
O kurumuş gül ben olaydım
Her doğrum öze doğru uzanışken ben
Elindeki yaydan fırlamış ok olaydım
Bana susmak ver duyayım
Latif adımlarının yeryüzündeki izinden
Bir yol ver geleyim
Bir el ver tutayım
özetlen... cevap kağıdı
(mektup içi pul uygulaması sadece bizde)
hayalettirilen,hayallettirgen ama maalesef hayalol-durg-an sevgili;
naber nasılsın?bir şekilde olmaman gerektiği halde her ilişkide belli bir süre sonra var olmaya çalışmaktan,görünür olup o kişisine olan sevginin üzerine hava üflemekten memnun musun?
hava demişken havalar nasıl?hani ulaşılamayacağını bildiğin için ve hayalim oluşunun getirisi-bendeki götürüsü- ile her başarısız ilişkimde yükseldiğin o galakside diyorum,havalar nasıl?
bulunduğun yerden ,bulunmam gerekiğim yeri gördüğün için mesafeyi ikiye katlamanın getirisi ile nasıl görünüyorum?
nasıl derken sıfatları sen sınırlandırmadan ben sınırlandırayım, ne derece beceriksiz görünüyorum?
sen haklıymışsın bu bağlamda olmadığın,olmanı dilediğim için ama olmamak için kader ile işbirliği yaptığın için EVET SEN HAKLIYMIŞSIN.
bunun böyle olacağını bildiğim için ben de haklı oluyorum ama yani bu zevk tabi ki ikimize ait.
çok mu çaresizmişçesine yazıyorum?
bir şekilde seni virüse benzetiyorum hatta bakteriye.ama yok yok kesinlikle virüssün.yaratıcısının bile isteğine boyun eğmeyen ,ortam şartlarına ve acılara göre modifiye olan ,direnci artan şeysin sen.bu da insanın kendine güvenini zedeliyor.
kadınlarla olan başarısızlığının hıncını çaktırmadan telafi edebilmek için aldığı şişme kadınla yalnızlığını paylaşıp,ona bağlanıp bunu anladığı an tiksinen bir erkeğin hissiyatını ödünç almış gibi hissediyorum bazen.
bir madde olsaydın naftalin olurdun.naftalin geçmişe göndermedir ,anahtardır bir şekilde evlerimizin kişisel tarihinde.
ben seni her ilişki öncesinde her yanıma serpiyorum böylece güvelenmiyorum ama kokun beni maalesef ki geçmişten ,geçmişteki hatalardan alıkoymuyor aksine onlarla beraber süper bir üçlü olmamızı sağlıyor.müdahale etmek istediğimde ise süblimleşiyorsun ama ordasın kendini hissettiriyorsun,ne kadar uzaklaşsam da orda oluyorsun.
''yalnızlık benim eski sevgilim
yalnızlık benim en vefalı yarım,ben onu kimler için terkettim,o beni bırakmıyor''
nakaratlı şarkıdaki gibi rutin aralıklarla bayram ziyaretime geliyorsun,ziyaretinle beraber geçmişi de getiriyorsun.
ama hoş olmuyor böyle
ayboluyor,kişilere dair anılar sayende kayboluyor
bak isimler nereye gitti bilmiyorum mesela
ama anılar,ama başarısızlıklar tozu alınmış bir vazo parlaklığında gözlerimi kamaştırıyor.
kaybolmayan bütüncül insanlar yap,kaybolmayan
evet sevgili naftalin, evet sevgili cake/never there şarkısının ithaf edildiği kişi;
yarattığıma boyun eğmişliğin sevgili simgesi;
gel de bir gün çay içelim sana en son gelişmeleri anlatayım,zira bu son görüşmemiz olabilir.
dip not:şekil a-1'de olduğu gibi yollarını gözlüyorum. şekil b-1
özetlen... cake, cevap kağıdı, naftalin has az öz vip zamanın tozu, never there
Hayali bir sevgilinin hayaline mektup.
Sevgili hayali sevgilimin hayali,
Olmanı istediğim yerde hareketsiz duruyorsun, hiçbir yere kıpırdayamıyorsun çünkü ben orada olmanı istiyorum. Bahçede istediğim kadar ışık var, gün ışığı, fazla değil. Betona çıplak ayaklarımla basa basa kediye yürüyorum, hayatım boyunca sevebileceğim üç kediden biri o. Kediyi kucaklıyorum, betondan uzaklaşıp toprağa basıyorum. Önce kediyi yukarı fırlatıyorum; sonra kendim ağaca tırmanıyorum. En yüksek dalın en hafif noktasında ayağa kalkıyorum. Aşağı bakıyorum, artık hareket etmeni istiyorum, eteğini gerip aşağı, sana atlamamı bekliyorsun.
Derin bir nefes alıp havaya karışıyorum.
Sevgiler.
özetlen... cevap kağıdı
özetlen... aşk mektubu, görsel, hayali sevgili, kertenleda, kolaj
outro'nun sınav sorusu hazırlicak olmasına sevinmek XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
belli birini dinlemek için gün ayırma konseptine bayılmak, yaşandığı belirtilen heyecana bakıp bakıp gülümsemek, hoşlaşmak XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
artık gece 3'lerde yatmaktan vazgeçilse iyi olucak olmak XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
yarın ders iptali yüzünden bir kuş gibi kocamustafapaşa'ya uçucak olmam öğle saatlerinde XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
tuğçe'ye balık yediren ve tekila içiren zihniyeti tuz ruhu ile doyurma arzusu XXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
bir geyikten doğan mideyeindie XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
pınar hanım'lan selim bey'in 403 seferi XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
eski brownie'ler XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
çiğköfte XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
muayyen olmak ve muayyen kelimesinin olası anlamları üzerine XXXXXXXXXXXXXXXXXXX
bütün akşam çikolata isteyip, bağırıp, gece arkadaşın getirdiği çikolatayı niyeyse yememek, kesilen iştah XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
mimi bana kuki yap XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
özetlen... cabbar, çiğköfte, çikolata, eski brownie, gıda zehirlenmesi, kocamustafapaşa, mideyeindie, outro, pınar
Senelerce hayalini kurduğum gibi boş, bomboş olmak XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Yeni şeyler dinlemek Bach'ı çok çok özlemek XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Başka şeyler dinlerken Bach'ın müziğine aşık olmak XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Bach dinlemeye gün ayırmak, o günü beklerken hafif bir kalp çarpıntısı, yanakların pembeleşmesi
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Dayanamayıp birazdan dinleyecek olduğumu anlamam XXXXXXXXXXXXXXXXXX
Sigara içmeye mutfağa yollanma düşüncesine günde yirmi kez kapılmak XXXXXXXXXXX
Mutfağa gidiyorum gelicem XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Dönünce sınav sorusu hazırlıycam XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
outro'nımla gece konuşmaları, şehrin ezanları gibi XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
ağır roman XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
arabesk kafalar XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
turistik bakış değil içimde yaşıyor valla XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
türk popu türk rockı yalan açıkçası XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
dimitrokopulo XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
Bir film klişesi olarak; oyuncu olmayan celebrity'lerin (mesela bakınız ağır roman'da k.iskender) genellikle çok kötü bir performans sergilemesi, rezil piç etmesi filmi.
Bi de, Müjde Ar iyi bi oyuncu, ama oyunculuğu berbat, yu nov vat ay miğn.
Lale Mansur geldi aklıma şimdi, o da yen filmde oynasa da eğlensek XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
bi de oge istanbul'a gelse, ucuz şarap içsek, şarkı söylesek, yemek yapsak XXXXXXXXXXXXXXX
herkese özlem de, en çok o'na XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
sabah kirpiğimde gece duamda XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
"aklımın odaları senle doldu taştı" XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
özetlen... ağır roman, arabesk, casdechute, dimitro kopulo, küçük iskender, lale mansur, müjde ar, outro
Valla uzak kalıcam, yazmayacam , vizem var falan ayağı ama okudum okudum güldüm, allah sizi bildiği gibi yapsın. Buyrun doughnutlarınız, anca bu kadar benden. Devam edin anacım. Bir tv ekranı gibi bakıorum size ilgili gaze'lerlen.
özetlen... ah siz yok mu
şekil öz a-1
Klişelerin Emine S. Beder'ine el atacak olmaktan gurur duyduğumu belirtmeliyim öncelikle.Günlerdir evvel zamanda izlediğim filmleri tekrar izleyip zaman kaybetme hobisini yapılandırmaktayım.Ve artık ruh kaşıntısı mı nedir bilmem ama aksiyon filmlerinde boğulurken buldum kendimi ve hatta bu konuda malum olmuşçasına 'ulan ne klişeler var içlerinde ,hey hey,' de dedim.
Sektirmeden her filmde donut görüyoruz.Görmüyoruz diyen varsa alttaki arkadaşlardan birisi çıkışta hortumla bekliyordu.Sizi oraya yönlendireyim.Her filmde kişiler donut alır-kutu içinde-onu tüketirken bir olay çıkar donutları bir yere fırlatırlar ve aksiyona yol alırlar.Burdan donut klişemizin 1. dereceden bağlı olduğu amerikan filmlerindeki polis,fbi,cia ve daha niceleri oluşumlarında bulunan muhtemel başrol ve ona yakın rollerdeki amcalarımızın ,teyzelerimizin saçma sapan,kabız sonrası -ve during(tam da fatih terim telaffuzu ile)kabız- tavırlarını görüyoruz.
Mesela Se7en filminde Brad Pitt dünya ahret kardeşim sezon sonundan bol bol mutferfucker,asshole,piece of shit etc etc almış ki bunları filmin her bir karesine eşit olarak dağıttı.Yine diğer polis görevlilerine ve katil olan-sağım solum izlemeyen spoiler-fotoğrafçı amcaya burası benim vişne bahçem,donut da yerim kahve de içerim ek olarak shut the fuck up da derim kontenjanında saldırdı.
Sonra sonra aklıma The Heat adlı De Niro ,Al Pacino(val kilmer'ı unutmam) düetisyenliğinde seyreden film geldi.Orda da klasikleşecek moda giren oyunculukları ile fink atan iş bu yukarıda adları zikredilmiş amcalardan Pacino'muzun coştuğunu hatırlıyorum.Muhbir bir arkadaşa son derece piece of shit muamelesi yapıp,işime gelene hay hay,işime gelmeyene bay bay demişliği de olmuştur.Hele ki hata yapan ortaklarının yanında çılgın atışları vardır ki bu da cabası.
Bu iki filmde çok fazla donut&çılgın atan polis memuru senkronizasyonunu belki göremedik ama onlar göbek bağı ile birbirine bağlı.Öyle ki ben bahsettiğim gibi tribal,kafasına göre operasyon yapan,giriş iznini sallamayan kütenk diye mekana dalan,burundan silah sokan bir polis görsem aklıma pavlov'un köpeği kadrosundan donut geliyor.
Dizi de sokalım araya Heroes dizisinde akıl okuyan polis memurumuz da donut bağımlısıdır ve hatta sonraki bölümlerde de -hani gelecekteki halleri var ya canım ondan bahsediyorum-(has spoiler)ali kıran baş kesen, kazıklı voyvoda,uysa da koyarım uymasa da koyarım tadındadır.tadından yenmeyendir. şekil a-1
(bu da sinirli gözükmese de donut ile yek vucut olmuş bir amerikan polisimiz.)
Odada saatler geçirmenin getirdiği amnezi nedeniyle alakalı diğer filmleri hatırlayamıyorum.bu noktada yorumlarınız beni var edecektir.
saygılar.
özetlen... amerika, cevap kağıdı, donut, macera dolu amerika, muthafucka, polis, se7en
