ttku ve pürüz, hoşgeldiniz diyorum ikinize de. sevgili pürüzcüm, işte bu beyin fırtınaların yüzünden buradasın zaten, burdaki varlığını olumlamışsın yazıda bildiğin, ayrıca o dediğin dondurmadan ben de isterim. muayyenim zaten. sevgili ttkucum, buraya gelmen ve bu güzel başlangıcınla çok mutlu ettin beni, bizi. özellikle yazıyı okumadan yarım saat önce ton balıklı salata (by molly) yemiş biri olarak haddinden biraz daha fazla etkilendiğimi söylemeliyim, yazınına bayılıyorum, lütfen one shot olmasın bu. daha çok beyin boşaltmanızı dileyerek, hoşgeldiniz yazımı birkaç post önce belirtmiş olduğum "beyaz ayağın öyküsü" ödeviyle sonlandırıyorum. herhangi bir şekilde olabilir bu, sadece assolist ayak olucak. hadi hadi yazın, merak ediyorum neler çıkacağını :) ha bi de "hediye"leriniz:

ttku hanıma
pürüz hanıma


yaz gununde hasta oldum, burnum akiyor. corap ve uzun pijama alti giydim, artik usumuyorum. akbank'in kobi reklamini seven tek kisi acaba ben miyim merak ediyorum. wolf parade dinliyorum ama the robot ate me - on vacation parcasini sizlere armagan ediyorum.

uzun uzun armagan mi yoksa hediye mi yazayim karar veremedim aslinda. armagan yazdim en sonunda cunku bahsetmezsem delirebilirdim, konuyu bir yerden baglamam lazimdi. bulent ersoy evlendi, o'nu alan yasadi. armagan'in amcasi bu durumdan utaniyorken damadin abisi sevincliydi. armagan cok mert bir cocuktu. biriktirdigi paralarla pembe nufus cuzdanli esine tek tas bir yuzuk hediye etmisti.


uzun uzun hediye mi yoksa ton baligi mi yazayim karar veremedim aslinda. hediye yazdim en sonunda cunku bahsetmezsem delirebilirdim, konuyu bir yerden baglamam lazimdi. hediye hanim ton baligi yedi, yiyemeyenler cok uzuldu. bir omega 3 icin uzulmeye degmez diyenler birlesip hediye hanim'i darbukaya aldilar. burhan ocal ne kadar sogukkanli davranmaya calistiysa da bu druma cok sinirlendi.

uzun uzun duruma mi yoksa druma mi yazayim karar veremedim aslinda. bilgisayarin yaninda duran tabakta beni bekleyen ton baligina, televizyondaki magazin programina, playerdaki sarkiya baktim, size goz kirptim, kelimeler olmasa neyle oynardik acaba dedim.


gozlerinizden opuyorum.

“ pürüüüz nerdesiin?? ”

Bekledim efenim, yazmak için en doğru zamanı gösterecek o kutsal emareyi bekledim. Nihayet o mucivezi, muzicevi, muci.. ( aman bee her ne haltsa ) aktivatörün yoğun bir ışık huzmesi arasından evimizin salonuna ay gibi doğmasıyla birlikte bloğa bir “ hayırlı olsun ” ziyaretinin zamanının geldiği kanısına vardım. Ve işte şimdi her şeyi başlatan o ilahi alameti sizinle de paylaşıyorum :



Birkaç saat önce cnbc e de gösterilen Ondskan filminin oyuncularından Andreas Wilson'a ait bu sıfat, evde “ bu birine benziyo ama kime ” merkezli bir tartışma başlatmış ve vardığımız “ Harun ! ” cevabıyla birlikte anahatlarıyla ;

- mor ve ötesi…
- ıhlamur…
- konuşkanlar şeysi…
- hazır ist.dayken bişeler yazmalı
- o deil de akşamki tortelliniden kalmış mıdır acep
gidip baksam … ben yemessem cihan yiicek, ben önce davraniim, ben yiyim
- olmass… blog yaz, kitap oku ve uyu
- çıkıp dondurma da alabilirim aslında
- haaaayır, önce yaz, sonra uyu
- mmmh starloli
- uyku… biraz uyku…. bütün isteğin buyduuu….
- ama starlolii.. çileek…
- hı ?
- starlolii, starloliii, starloliiiiiieee !!!!!!

( burda cihangir’ de bir ev’de nin batu sunun voinnk voinkk diyerekten girdiği trans hallerini hatırlatırım ! )

şeklinde gelişen bir iç dialog başlatıp, priss hanım’ın bilinçsiz bir mutluluk sarhoşluğu içinde starloli'ye doyduğu an ile birazdan kendinden geçip sızacağı an arasında kendini zorlayıp 2 çift kelam yazabilmesine neden olmuştur. Buradan 15 sn içinde beni Harun dan başlatıp starloli noktasına getirebilen içsesime şükranlarımı sunar, davete nihayet icabet edebilmenin verdiği gönül rahatlığıyla huzurlarınızdan çekilirim.

...gelecekten telefon açıp karşı komşularını bir televizyon sehpasıyla öldürdüklerini haber veriyorlar. eve dönüp soyulan yüz maskeleri yapıyorlar, bunu şu an kirli olan yüzlerinden anlıyoruz. bahçelerinden limon ve nane toplayıp yoldan geçenlere dağıtıyorlar. çocuklara tükürüklü ekmek veriyorlar, tığlarını parmaklarına batırıyorlar, pencerelerine gazete asıyorlar. kaldırımda halı dövüp tozlarını içlerine çekiyorlar, çünkü şimdi içlerinden biri uzun uzun öksürdü. bunu, gecenin içinde bir kendini belli etme eylemi olarak kabul edemeyeceğim; çünkü birini öldürdüysen, sen bir eksilmişsindir.

bugün 16 temmuz pazartesi ve bugünü tegan and sara 'dan missing you dinleme günü ilan ediyorum blog arkadaşlarım.abartmaya gerek yok tüm gün dinlemiycez belki ama bir kere dinlesek güzel olur. eğer yoksa hemen linkini de koyarım, o kadar kıyak yapar fahriye ablanız size. öptüm.
Tegan and Sara - Missing you

Biri...

...beyaz bir ayağın başrolünü oynadığı bir kısa film senaryosu döktürsün şuracığa. Biri derken içten içe hepinizi kastediyorum, istatistik yapma planlarım var :)

Rüya.

Rüyamda anne adlı tanımadığım bir kadın sokakta kimliğimi çaldı.

Sene başından beri 3. rüyam. Diğer ikisi gerçekleşince bunu da not etmem gerekir sanırım.

kinetix

ayak kokusunun kedilerin ilgisini çeken bi yanı var. ayrıca utanmasalar, çıkabilseler koltukaltıma da yapışıcaklar diye düşünüyorum. piano magic'in part-monster albümü işten yeni gelince dinlenmemeliymiş. ve insan bu albmün dinlenmemesi gereken şu anda bir kap sıcak yemek istermiş önünde. bazı insanlar inanılmaz fedakarmış. kalp yetmezliği kolları uyuşturabilirmiş, sigarayı bu yüzden bırakmak gerekirmiş. kızkardeşim denizde yüzüyormuş her gün, hande burayı okuyormuş. nestlé pure life sundu.

zıbar.

herkes burda. odanın içi nedense çok kalabalık. bense baştan kokan bir balık. barok balığı olmak kötü bir şey. telefonlar susmuyorlar, herkes beni gidiyorsun psikolojisine sokmak için o kadar çabaladı ki sonunda ben de girdim. susuyorum ve insanları dinliyorum teker teker. yolcu etmeyi ne kadar da çok seviyor halkımız? askere giderken, harbe giderken, okula giderken, ayrılırken...

babam da seviyor beni herhalde, bir şımartılma dönemi söz konusu. "oğlum eve bilmediğimiz adamları alma" ve yanında boynu bükük bir "peki baba...". birazdan da yemeğe çıkarılıyorum. kim bilir nereye? kim bilir ne konuşmaya gideceğiz...

amon tobin'li günler ve de bu güzel aslında. paladin'in holy yeteneklerini silmeyi düşünüyorum. troll mage ile de birlikte olmanın hayalini kuruyorum. bir insan aynı anda kaç fantastik karaktere karşı güçlü duygular hissedebilir? allahtan onlarla uzun süredir seviyeli ir ilişkim var da kurtarıyorum. iyi insanlar ya sanal alem dwelling'leri.

keep your distance yazıyor burdaki çalan şarkının adı oymuş. bana inat çalıyor di mi böyle şeyler hep. coğrafi olarak çoğu insana mesafemi azaltmak, ruhani olarak da mesafemi koymak istiyorum. çözüm. glorafin 250 mg. çünkü oradaki sesler anda via diye bağırırken akıp gidiyor tüm kötülükler içimden.

sabah kalk. yanında para bul. acaba rentboy mu oldum ben diye düşün. bu parayı kim bıraktı diye düşün. parayı al. alışverişe git. jambon al. jambonu ye. ekmekle. rutininde bile çok atraksiyonelsin diyen bir arkadaşımla konuş. bu arada markete gitmeden önce, markette ve marketten sonra olmak suretiyle elinde cep telefonu mıdır mıdır konuş. hayatımı istila ettiler sanırım. ama güzel. gelsinler.

sabah kalk. bilgisayara bak. bir yazılar gör. "ama bu işte büyüdü büyüdü büyüdü, kendi kendine geçmiyor, hayranlığım giderek peak değerini vurdu ve kırdı" yazılarını anlama.

sabah kalk. bana kek getirmedin diye kızsınlar.

sabah kalk... ya da kalkma be ne kalkıyorsun sabahları. zıbar.

labels

labelların etiket yani sonsuza gitme hadisesi boy göstermeye başladı. herkes bugün konuşsa ve her konuşmaya on etiket yapıştırsa bittik. ama olsun bu da bizim çocuğumuzun gelişimini seyretmek gibi bir şey olmalı. bakalım bundan on sene sonra kaç milyon etiket olcak? belki türkçeye yeni kelimeler bile katarız. öptüm.
______________________________

bu bir serzeniş yazısı değildir şirin şirin yazılmıştır a ben pepinot oldum. bilen bilir.

dp ve chp naçizane keyiflenme alanlarımız olan deviantart, last.fm ve youtube'dan çekilsin! hayır hiçbişi diilse bile, bildiğin sosyal kuşatma altına girip ambale oluyo genç beyinler. tamam isviçreli bilim adamları youtube aptallaştırıyor dedi, biliyorum, ama o kadar da değil be kardeşim. oldu olucak parti şarkılarınızı last.fm'de "skroplatın". hatta grup açın, seçim anketleriniz daha bi doğru olur en azından. deviant'ta zaten gençparti diye account var, resim koyun demiyorum bile.

ibrahim tatlıses'ten de ne güzel "kadın(?!) ve aileden sorumlu bakan" olur ha...

başka birisine hediye edilen şarkıyı çaldım ...


aşk tribine bağladım...

mini hipnoz köşesine bakarsak da görebiliriz ki, şirin şeker suskun bir çocuk...
gelip...
kendine aşık edebiliyor sizi.

anlamıyorum.
benim hediyem olacakmış.

brandon da istediğim uzuvlarını paketlerle yollacakmış...

o benim 2 aylık ilişkilerimden olmayacakmış...

beni seviyormuş.

her zaman aklındaymışım.

yanındayken öpemiyormuş, yanındayken sarılamıyor.

duyguları dışarısına yansıtarak yaşamak yani exofeel ( exosentir )
ve de benim içimdeki kaos yani endochaos ( endochaos )

tetraexquis : dört dalda birden tatlı olabilenin sıfatı
amant: sevgili

tetraexquis amant exosens-tu mon endochaos ?

bilmiyor.

izmir'de, pembemsi bir mor renkte olan odamda yatak pencerenin önündeydi. annemin özenerek seçtiği perde sabahları rüzgarla hareketlenerek yüzümü gıdıklardı, yine de öğlen sıcağına dek uyanmazdım. uyandığımda çalan müzik her ne olursa olsun gülümsetmeyi başarırdı beni; perdenin hareketi, duvarların kokusu, içeriye dolan müzik virtual bir mutluluk oyununun simülakrları gibiydi. tembellik sınırlarını aşan bir biçimde gözlerim açık yatmaya devam ederdim. akşamüstü olurdu, içeriden zeytinyağlı dolmanın kokusu gelirdi, anneme bi paket 2001 almaya çıkardım.

keşke şu yaz ortasında "benim" diyebileceğim bir odam olsa. miyet, hoşgeldin. bu da 2. hediyen. (1.si brandonmolly'de, sanırım görmedin, ilk comment hediyesi, bi bak derim :) )

s'hey XXXXXXXXXXXX
fransız sokağında gidebileceğim bi yer açıldı sonunda negsel XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
bar programı yapıp para mı kazansam düşünceleri XXXXXXXXXXXXXXXXX
tuhaffiye hanımın ilk entrisini kıskanmak XXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
bu kadar da olmaz canım! demek XXXXXXXXXXXXXXXXX/
tuhaffiye'yi çocuğumun fahriye teyzesi ilan etmek XXXXXXXXXXXXXX
hem de molly'nin onayını almadan XXXXXXXXXXXX
tuhaffiye'nin ilk post hediyesi XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

asi

bugün konuşanlar bugün konuşanlardır , yarın konuşanlar ise yarın konuşacaklar. dün konuşanlarsa konuştular ve bitti. bugüne bak diyor bu blog. geçmişte sıkışıp kalma hayalperest olup anı mahvetme. ne demiş şair yaşandı bitti saygısızca aldatmanın tadına varınca. en sevdiğim klip o. bi gün bi motosikletim olucak ve arkama sevgilimi oturtucam. birim!

(merhaba ben geldim yazısı)

Benim gibi kararsızlar için bir küçük robot olmalı, böyle nerede akşam yemeği yesek sorusunun cevabı olarak böyle bir sürü ilginç şey önermeli, sonra kendi kararsızlığım yerine robotu suçlarım ne güzel.

Nouvelle Vague'ın La Petite Fille De La Mer (Ft. Vangelis)'ini dinliyorum, çok böyle yatağa kıvrılıp, dışarıyı seyredesim, birşey yapmayasım geldi.


 

Bugün Konuşanlar | Kollektif Beyin Boşaltma Saçmalama Saçmalatma Çarpma Çarpılma Çarpılama Alanı | 2007-2009 | Tüm Hakları Çamaşır Dolabının Çorap Çekmecesinde Saklıdır