Ulan adiler, hepiniz yazdınız mı öyle güzel döktürüyosunuz ki. Teker teker notlandırmıyorum çünküm herkes çok enteresan bakışlardan çok güzel şeyler çıkardı ortaya, mest oldum ayrı ayrı. Çoğunun aklıma hiç gelmemiş olması ve valla lan demiş olmam cabası, gerçi çoğu zaman olan bişey bu da. Hepinize 100 üzerinden 150 çakıyor, başarılarınızın devamını diliyorum. Ödül olaraktan da....
Direkt bir mp3 blogunun linkini paylaşmaya karar verdim, zira blog tadından yenmiyor, helal olsun adamlara. Zaten hafif bi kafa uyuşması da ayrıca mevcut. Afiyetle...
dortop olup mutfağın köşesine kıvrılan, en depresif anlarında mıtfağın köşesine sığınan benim için mutfak fayansının önemi tartışılmazdır- diyebilirdim ki- yok; bizim evde, mutfakta, fayans yok bildiğin, takkudu tukkudu öten, gece atıştırmaya kalktığında her seferinde pat diye yakalanmana sebebiyet veren plastik parkelerden var.
halbuki ayvalık'taki ev ve bordo fayansları, o kalabalık evin illa yere dökülmüş yapşak yapşak reçeli, terliksiz girme evladımları, üşütürsünler. inatla girişiler; çocukluğun başkaldırısı canım, bildiğin.
sonra arkadaşın evinde mutfakta sabahlamalar, tam da halüsinasyon görmeye başlamışken yere yüzükoyun uzanmalar, masanın altında kediyle geçirirlen saatler, sonra o uykusuzluğun ertesi sabahı çıplak ayaklarla fütursuzca dalıp şap diye kendini hissetmeler, çay ister tam da o anda bünye.
ev partilerinde de illa ki mutfakta ayrı bi kitle oluşur ya mutfakta-sonra meymenetsiz içkinin teki dökülür yere-sabaha kadar üstünden geçerken cooort diye yapışır çorap defalarca.
çocuğun bakış açısı benimki mutfağa- ananemin mutfağı- ananem yemek yok der ama daha fazla yemek olsa koyacak yeri kalmamıştır fırında iki börek vardır, ocağın dört gözü doludur, elektrikli fırının kapısı ben bildim bileli yamuktur, içinde pişenlerin yanı sıra sütünde de ısısından yararlanmaya çalışan bikaç çeşitceğiz vardır. nane yardım lazım mıı? püreyi karıştırim. pire karıştırmayı sevmez nanem benim, işine gelir. kuzen gelir-kuzen gurbette-illa bulur buzdolabındaki tatlıyı, göz açıp kapanana kadar parmak dalmıştır bile. bıcır bıcır çene çalar- dünyanın en sıcak en tatlı dedikodusudur o anane kucağı bi bakarsın evin bütün kadınları, arada bir oğlan çocukları, belki de burunlarını takip eden beyleri dalıverir. fayansların üstünde kayıp durur mutfak halıları birileri gelip geçtikçe, gözüm takılır, dakka başı düzeltirim.
brandon beycim yarına sınavım var bana kayfe yapsana? bu kadar lafın üstüne hep beraberce oturup laflayabileceğimiz bi göz mutfacığmız oluvereydi dedim şimdi. ben masanın altında kedilerle birlikte ders çalışsam...
Bacak sızlatan alıştırmalar ve kemik sızlatan soğuklar ardından odama, yatağıma, battaniyeme, yatakucu lambama, efendim fotokopi metinlerine falan dönmek şahane bişey. Kış oldu hala ays tiğ içiyorum, biri bana demlik alsın. Demliklerin ev kadınlarıyla olan bilindik diyalogları çok manalı geliyo. Zaten mutfak denen o mekan çok anlam ve hissiyat dolu. Bir refleks haline gelen tezgah silmeler, öğrenci başına utanmadan yemek uydurmalar, pişirmeler, ev ahalisiylen mutfakta oturup konuşmalar uzun uzun -oysa odan var yani di mi- ama yok alan daraldıkça insanlar yakınlaşıyo, her iki anlamda da. Neyse efendim oda arkadaşlarımdan Lale'nin kahve pişirmek için çok güzel bir demliğimsi aleti var, bi de nefis kahveler alıyo ki sormayın. Bekleriz bile derim, hatta bigün böğüngonuşanlar zirvesi yapalım. Neyse ne diyorum mutfak. Sarı bez kompozisyon sınavında mutfağın bir özelliğine değinmiştik. Gelin şimdi fayanslara değinelim. Mutfak fayanslarının insan ruhu üzerindeki etkileri ve ev kadınlarının psikolojisi üzerine zırvalar bekliyorum herkesten. Özellikle de sevgili sosyologumuz Pınar hanımdan ve eylembilimcimiz Kadeşüt beyden. Bununla birlikte Tozlu, Pudra ve Pörl'ün ilk sınavları olucak sanırım. Kendilerine başarılar dilioruz efem.
özetlen... casdechute, kahve, kaltak mutfağı, mutfak, mutfak fayansı, olası bir zirve, ödev, pınar, pudra, the-pearls, tozluraf