Hiç Kafkaesk değil!
Hatta çok arabesk.
Eşşek kadar insanlar düşünün. Normalde sokakta iki kahkaha atsanız rahatsız olur balkona çıkıp küfür ederler. Ama aynı insanlar nedense çocuklarından kurtulmanın sevincini tüm dünyaya duyurmaya baygınlar. Nedir bu sokak satıcısı tadında düğünlerin anlamı?
Salakça bir gürültü yumağı...

(Belki burası taşra değil ama teknik olarak bu tip düğünlerin yapıldığı her yer taşradır.)

Taşra Yolları Maçlı XXXXX
Kalem XX
Kaş XXX

güzel ve sıkı kararlar verdiğim gecelerin, böylesi yağmurlu ve gri olmalarını seviyorum, hava kapalıyken her şey daha net görünüyor ve kendi renginde oluyormuş gibi geliyor bana.

bir hafta var, ondan sonra bir aylığına yokum buralarda.. bakalım, bundan sonrasının on numara huzurlu, mutlu, neşeli ve "aşk"lı olmasını istediğimiz hayatımız neler görecek bu yolculukta?

bu arada brandon hanım'ın haftanın ilerleyen günlerinde 2-3 gün bizde kalabileceğini belirtmesi ise tam doğru yer doğru zaman çığlıklarım arasında on numara oldu, bakalım adalar modalar yerinde mi hala...

daha altmetinli, sürrealist ve dekonstrüktif etkilere açık bir yazı yazmak isterdim ama ben bu beynimi yiye yiye bitirdim. o yüzden sadece biliyorum ki bir adet salağım ben, başkaca da bişi değil...

"i'm not a concept, i'm just a fucked up girl who's looking for my own peace of mind."

strange are the ways of wolfhearted XXXXXXXXXXXXXXXX
güzel hava heyoo XXXXXXXXXXXXX
serin uyanışlar XXXXXXXXXXXX
hatta üşüyerek uyanışlar XXXXXXXXXXXXXXXXX
kafadaki bazı eski uyanışların hayalleri XXXXXXXXXXXXXXXXX
yemişim gururu da milleti de XXXXXXXXXXXXXXXXXXX

hayali bile bu kadar mutluluk vericiyken gerçek olunca neler olur acaba XXXXXXXXXXXXXXX


derinlerden edit: şarkı sözü hayranlığı klişedir ve klişeler yaşamın özüdür; o yüzden "without his thorns in her heart, she wears a shadow as face..."

7 yıl sonra o malum sebepten terk edilmek X

Eğer bu potansiyele sahip birilerini tanıyosanız lüffen bu şarkımı kendisine iletin, helal i hoş olsun, tepe tepe kullansın, grammyleri kucaklasın...

Good Girl Gone Bad

Hey you, dancin'in the dark, sittin' naked in the park
Is it so hard to see how i'm shocked
I want u so bad, and now you're gone
I'll bite your black ass, if u think this is fun

We were the perfect couple, so why did u go ?
U even haven't seen me wearin' stiletto
U can't go now, there is sth i want you to know
I've always wanted to see a revue show

Ohh boy, i'll never forget the way u run
While we were tryin' to catch the concert of Duran Duran
Have u ever met someone called Kamuran ?
Lets adopt a child from Iran

---- > Choros thing :

Be-bop do- hola, show me baby
Be-bop raccona, i'm your she-ra
Be-bop do-hola, i want a panda

---- > End of it

Hun, you broke my heart
When you said i looked like a peanut
It's genetics u know, i'm just an ordinary Turkish girl
But i'm shinin' like an ocean pearl

Babe, come back to me, i can change
I'll cook u muffins in a regular range
I'll wear like a cinderella
Order my ice-cream with caramella
But i'll eat less, and get a small ass
I'll dance like a lady
But never let you get lazy
Damn me, i'm so sexy !
Won't cha come 'n get me
Ohh boy, Ohh yeah ( x3 )




Bir Dekonstrüksiyon Örneği

Elimize yoldan tesadüfi bir akım ismi geçti, ki kendisi postnoirsür-irrealizm olmakla beraber anlamsızlığından ötürü kendini sıfıra eşitledik. Ve fakat denklemi sadeleştirme, eşitliğin diğer tarafına geçirme gibi yöntemlerle bir yere vardırdık, ulaştığımız sonuçlar ise muazzam. Lord Byrun.

postnoirsür-irrealizm = 0
noirsür-irrealizm = neo (post karşıya negatifle çarpılmış hali olan neo olarak geçer)
noirsür = neorealizm (irrealizm realizm olarak geçer)
sürnoir = neorealizm (daha düzgün oldu böyle)

Öyleyse eğer neorealizm, yani yeni gerçekçiliği, Antonioni'nin yardımıyla örneklere dökersek, Blow Up gibi bir esere sürnoir, yani karanlıküstücü diyebiliriz. Ki beynin karanlık köşelerinden destek alarak yeni bir üretim ve üst bir anlam/sembolik ifade oluşturmaya dayanıyor karanlıküstücülük bence.

Öyleyse bu denklem üç aşağı beş yukarı işliyor.
Öyleyse o kadar da salak diiliz. (Biz dediğim, whoosie ve ben)
Öyleyse kafe köşelerinde sıkılmak yarın öbürgün daha iyi şeylere gebe olabilir.
Öyleyse Atay da bizden farklı olmak zorunda diil. Huzur içinde gezinsin kendisi.

molly hatun, whoosie karısı, elif ve sedef hanımlar, görkem ve özgür beyler ilen bağda bahçada, hamak üstünde, biralı cıgaralı beyin yakmak XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
görkem beyin kıçıyla vites değiştirmesi XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
çıkardığı çeşitli sesler XXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/

özgür beyin omuz kasları -ki adam ömrü hayatında hiçbir şey yapmamış kas çalışmış, kafası güzelken dahi mekik çekmiş- XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

eskişehir özdeşlikleri XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
sarıbez ve saz arkadaşları mutfak havlusu ile mavi ekoseli kurulama bezi XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

cv'ye çok fena pvc'ciyim, delgeççiyim, boyunbağı ustasıyım yazma planları XXXXXXXXXXX/
sabahın bi sıcak saatinde 3 kişi metro çıkışı acele acele işe giderken poğaça yemenin tarifsiz mutluluğu XXXXXXXXXXXX

yarın saat üçte benle bir kahve içer miydiniz XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
saat dörtte randevum var, 2 de beşiktaş pi'de olsun lütfen XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
bunların hepsi aynı cemiyetten çıkma XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
ama bir elbisenin her şeyi değiştirdiği doğru XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
whoosie the attractive witch XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/


sırtımda hamak izleri, uzun gecenin gülümseyişleri aklımda valla.

kertenkele uzun süredir avril lavanta şarkılarına uzak kalmış olduğundan, teste cevap verebilmek amacıyla konsepti hatırlamak için lavangart şarkılar dinlemesiyle ksıa devre yaptı. kendisi şu an acil bakımda. acil şifalar diliyoruz. XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

gün içinde başına gelen en kötü şeyin avril lavanta şarkısı olmasına "keşke" XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

"gıcık patronlara hayır!" XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Son şaheseri "görlfrend"le listeler 5 numaraya oturan boğa Avril Lavanta gibi şarkı sözü yazmak isteyen blog üyeleri! İşte size fırsat! Şarkı sözünüzü istediğiniz dilde**, istediğiniz uzunlukta paylaşın, okuyup feyz alalım. Birkaç ay önce çok depresif bir anımda yazdığım Lavantgar şarkının sözleriyle başlamak isterim:

Hot Brother
>
> What's on your mind bff?
> Tell me all about it
> But before you do
> I wanna hear about your hot brother
>
> He's so hot I can't resist
> He's so buff and I'm so crazy
> Tell him to go skateboarding with me
> I'll do anything to ride with him
>
> I saw a guy at school he's so hot for you
> Just like I'm hot for your hot brother
> OK let's talk about you whatever
> I'll do what I want, I'm such a good skater
>
> (Chrous)
>
> Oh today, I wanna go down that ramp
> With my skateboard holding your hot brother's hand
> Help me be his brand new girlfriend
> Cause skating with boys is the new trend
>
> (End of Chorus)
>
> What's up bff? You look so tired
> I skipped work today and got fired
> McDonald's was my spot, I feel weird
> Maybe your hot brother will get me hired ;)
>
> Tell him I'll buy him new skate shoes
> Etnies, Element, whatever he'll choose
> I won't cheat on him till it gets old
> Just promise me he won't get bald


*Bu yarışmada birinci ve sonuncu yoktur. Diğerleri de yoktur. Değerlendirme de yoktur, bi bok yoktur.
** Hungarca yazmak yasaktır, hunharca davranmayın.

1-Konsept hırsızlığı nedir? Cevabınızı bilinen örneklerle süsleyip püsleyin.
Puantaj: 17

Önce bakalım konsept/kavram neymiş:
Nesnelerin olgu , durum ve devinimlerinin zihinde tasarımı.
Bunun hırsızlığını ele aldığımızda da yavrucakların kafaları pek çalışmadığı yahut armutlarla elmalara bir ortak nokta bulamamasından giriştiği bir eylemdir diyeceğim ben.
Bilmem nasıl oldu.

2-Mağdur/suçlu durumdaki her politikacı şahsın basın toplantısında halkın huzuruna kravatsız çıkması ve böylelikle "ben de zaman zaman sizlerden biri olabilirim" mesajı vermesi (bkz: bugün melih gökçek yaptı, yüce divana sevkedildiği dönemde de mesut yılmaz yapardı) sizce bir tür konsept hırsızlığı mıdır? Öyleyse neden? Değilse niçin? (Sorma neden)
Puantiye: 38

Ben bu soruya cevap verecek adabı kendimde bulamıyorum. Hiç puanımı alıp ilerliyorum.

3-Teoman nedir? Ne olmuştur? Ne olmaktadır? Ne olmaya doğru gitmektedir?
Puanlarını Aldırdım Kalbimin: 22

Teoman bir salyangoz'un kabuğudur. Eğilip bükülmüştür. Eritilip cilde uygulandığında iyi geleceği öne sürülmektedir. Acı çekmeden sanatçı olunmaz saçmalığının saçmalık olduğunu göze sokan bir saçmalıktır. İyice peltek olma yolunda ilerlemektedir.

4-Bu sınav konsept hırsızlığına örnek teşkil eder mi? Ederse nasıl eder? Etmezse çocuğum sen yalaka mısın?
Puantifikasyon: (Duruma göre +23 ya da -77)

Çok pis yalarım.

1- En sevdiğiniz sanatçılardan birinin (ki genelde müzik dünyasından olacağını tahmin ediyorum, hani çok farketmez ya) dünyanın gidişatının boktanlığı karşısında artık hiçbir aktivist hareketin bir değişim yaratmayacağını düşündüğünü, bu yüzden intihar etmeye karar verdiğini, ancak intihar tarihine değin (ki varsayalım bu 3 aylık bir süre olsun) herhangi birinin bir şeyler yapıp edip özel bir alan kurması ve bu alanı işler ve yaşanır hale getirmesi üzerine bu intihar planından vazgeçip oraya yerleşeceğini bildirdiğini varsayınız. (Sanatçının adını zikrediniz lütfen, böylece bağlamı tam anlamıyla kavrayarak aşağıdaki soruların puanlamasını daha düzgün yapabilelim)

a. Bu kişinin intihar etmesini tercih ediyorsanız sebeplerini açıklayınız.

b. İntihar etmesini istemiyorsunuz ve bu alanı yaratmaya karar verdiniz. Bu tercihin sebebini kısaca açıklayın (aslında açıklama istemiyor pek ama gıcıklık işte) ve yaratacağınız alandan bahsedin bize.
(30 puan)

1- a. Gebersin pezevenk, hadi diyelim Brian Gabermann olsun. Nerde armut piş ağzıma düş, yok öyle bir dünya. Kaldı ki ona hazırlayana kadar kendime yapar sefamı sürerim. Ayrıyetten inancını yitirmişse zaten sanatçılığından da geriye bir şey kalmamıştır kanımca.
At sepete.

2- Sosyal hayatta mecburen taşıdığımız kibarlık, nezaket gibi özelliklerin zorunluluklarının kalktığını varsayın ve hayatınızda yapacağınız önemli değişikliklerden 3 (üç) tanesini sıralayın. (Her biri için 5'er puan)

* Para üzerini tam vermeyen taksi şöförlerinin 7 ceddini düzer geçerim.
* Biri kırılmasın diye teklifini kabul edeceğime böğrümü gere gere hayır derim. (gerçi bu zorunluluk değil benim ezikliğim ama olsun.)
* Misafirler. Kendi evinde yapmasını biliyorsa geldiğinde de kendi işini kendi görsün. İki dolap kapağı açıp kapayarak bardak arayınca incileri dökülmez. Gizli tabancam seks oyuncaklarım filan da yok saklayacak. Baksın keyfine ben de bakayım keyfime.

3- Hep göt etmek istediğiniz biriyle, karşıdakinin argümanlarını, sözlerini mümkün mertebe realist tutarak, hayali bir dialog yazın ve göt edin. Eğer bu soru çok kazık geldiyse aşağıdaki soruya geçin.

-Ya bilmiyorum. Organize iyi ederim ben böyle insanları yönlendirmek filan.
-Edersin de ne istiyorsun yani?
-İşte bilmiyorum, sen dışardan görerek daha iyi değerlendirebilirsin beni belki.
-Senden bi' sikim olmaz.

3 Substitute- Keyfi varsayımların rahatlatıcı etkisi üzerine kısa bir makale yazın.
(30 puan, eğer substitute da yapılırsa toplam 60 değil 70 puan, 10'u bizden bonus)

All the cigarette smoking is a substitute for cock-sucking. (duh?)

4- Ya bir varsayımsanız?
(Hayalet Oğuz'dan 25 puan)

Ya değilsem? *parçala behçet*

Uçmak isterdin di mi?
Şimdi boş mide, bulanan mide, kısılan mide, kasılan mide olmak istemezdin di mi?
Activia'nın nimetlerinden faydalanmayı tabi ki isterdin...
Süt, elma, kahve takılıp takılıp gurul gurul demek...

Ne kadar zor, bir ben bilirim, bir sen midecik.

gidiş psikolojisi ve de kopuş teorileri adına dur diyorum sana!
Ruh halimi durdurmak istiyorum.
Bu kadar değişemez, borderline'dan mythomani'ye her şey var.


Yaşamaktan kendini alıkoymanın en zor yanlarından biri belli bir yerden sonra oturduğunuz yerden sıkılırsınız ve de yazılarınızdaki adamlardan biri gibi mesajlar yollamaya başlarsınız.

Baktınız ki güzel gidiyor. Hani... Harbi harbi içinizde bir sürü adamcık olmaya başlamış. Yatmadan veya yatamadan önce her gece itinayla hepsinin dırdırını kafanızda dinlersiniz.

İşte bir şizofrenle normal bir insanı ayırt eden de budur: o kafandaki sesleri susturabilme yetisi.

Kafamın activiası olasın...
Sesleri sen susturasın...
Bu zihinsel masturbasyon dursun!
Artık olasılık düşünmekten acizim...

Peki, titi ve tata nerde diye soranlara cevap veriyorum;
İşte burda;
İçimde.

Ohh içimi de döktüm, sifonu da çekelim, temiz de kalalım.

Bekleyin anacım, normale dönücem.

sana boynumuzu eğeriz sanma...
hakkımızı gelir alırız zorla...
saklayacak yüzün yok, yok!
rüyanda görsen inanma...

bir daha duman konseri olursa eşlikçim olur musunuz brandon efendi?
rakısız olmaz değil mi?

o değil de, çok sıcak be gençler... böyle buhar buhar beyin kavurma misali fena yani...

kimler konuşuyor bıcır bıcır? o kadar çok konuşuyorlar ki...

beni cadı diye tanıtanlar XXXXXXXXXXXXXXXXXX
sonra şebek modeli takılınca şaşıranlar XXXXXXXXXXXXXXXXXX
sırf o tarafı gösterebilmek için zorla damara basanlar XXXXXXXXXXXXXXXx
sıcak XXXXXXXXXXXX
yes, everyone has a price XXXXXXXXXXXXXXXX
why is everyone so suprised? XXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
fernando parçala beni... XXXXXXXXXXXXXX
aaa üzerimde beyaz iplik gibi bi böcek yürüyodu pek enteresan XXXXXXXXXXXXXXXX
biraz sıcaklık lazım, az biraz da olsa (reel anlamda değil tabi...) XXXXXXXXXXXXXXXX

1. Jody Bleyle (Team Dresch, The Infinite Xs)

a. Eveeet. Böyle sevip saydığım bir insan, mini burjuva tavırlarla "donumu sen değiştir yoksa intiyar edicim" derse, "dur ben hazır kibrit çakmıştım eteğinden tutuştururum yorulma sen ayol" derim. Çünkü bu insan kendini ne sanmaktadır sayın halk? Bu insan benden senden mühim mi sanmaktadır kendini de aynı dünyada yaşarken ben kendisine "işleyen yaşam alanı" sağlayayım? Ben onun minyonu, başka bir deyişle buttmonkey'i miyim sevgili yurttaş? Bu soruya "b" şıkkıyla cevap verenleri kınıyor, ayrımcılığın ekmeğine yağ sürüyorum sayın toplum. Oldum olası üne inanmam, benimle aynı duyguları paylaşan insanların hazırladığı "şarkı söyleyen bir brownie ve onu izleyen diğer brownie'ler" içerikli reklam, bu konudaki duygularımı birebir dile getirmektedir.

2. Ben ne kadar çekinmeyen ama bir o kadar da kaba ve sıkıcı bir insanmışım vatandaş. Düşün düşün bir tane şey bulamadım halihazırda yapmayacağım. Gitti güzeliiiim soru.

3.
Okan Bayülgeç: Hah hah hah bayılıyorum bu yaşlı ve bilgili insanlara. (Hakkı Devrim'e göz kırpar)
Ben: Neden?
Okan Bayülgeç: Çok yaşlı ve bilgililer. Etrafıma bakıyorum ve insanların aptal olduğunu görüyorum.
Ben: Sen neden onlardan daha iyisin ki? Ya da neden yaşlı insanların otomatik olarak daha zeki ve bilgili olduğunu varsayıyorsun ki? Ki Hakkı Bey seni pek skine sallamıyo gördüğüm kadarıyla.
Okan Bayülgeç: Tartışmazdım bunu normalde ama şöyle örnek vereyim: Bir telefon alıyorum programıma, insanların ağzına sıçıp azarlayıp kapatıyorum. Neden mi? Söyleyecek bir şeyleri yok, boşlar.
Ben: Neden program yapıyorsun o zaman hala?
Okan Bayülgeç: Eğlenmek için, hayattan ve insanlardan fazla bir beklentim yok artık.
Ben: Amerikalı aktörleri çağırıp rezaletten rezalete koşunca mı eğleniyorsun?
Okan Bayülgeç: Bunlar şovun bir parçası, insanların kalitesi düşük olunca eğlencenin kalitesi de düşüyor.
Ben: Şovun başka ne parçası var?
Okan Bayülgeç: Deneysel bir şey bizimki, farklı. Doğaçlama skeçlerimize bak mesela, bence oldukça yaratıcı şeyler çıkabiliyor ortaya. Sen ne düşünüyorsun?
Ben: Ben senin kendini beğenmiş, aynı zamanda kompleksli, değerleri sağlam olmayan, insanları bok yerine koyan dengesiz bir pezemek olduğunu düşünüyorum genelde.
Okan Bayülgeç: (Brütal sesiyle) REEEKLAAAAMLAAAAAR (Dis fakin mışin in may hed oh yeah)

4. Ya bir topaçsam? Ya Mirkelamsam? Ya bir cakebox cd kutusunun en üstünde duran beyaz yuvarlaksam? Hepsinden önemlisi, ya varsayımların var olmadığı bir evrendeysem?

Substitue sensin, keyfi varsayım da bana girsin.

1- En sevdiğiniz sanatçılardan birinin (ki genelde müzik dünyasından olacağını tahmin ediyorum, hani çok farketmez ya) dünyanın gidişatının boktanlığı karşısında artık hiçbir aktivist hareketin bir değişim yaratmayacağını düşündüğünü, bu yüzden intihar etmeye karar verdiğini, ancak intihar tarihine değin (ki varsayalım bu 3 aylık bir süre olsun) herhangi birinin bir şeyler yapıp edip özel bir alan kurması ve bu alanı işler ve yaşanır hale getirmesi üzerine bu intihar planından vazgeçip oraya yerleşeceğini bildirdiğini varsayınız. (Sanatçının adını zikrediniz lütfen, böylece bağlamı tam anlamıyla kavrayarak aşağıdaki soruların puanlamasını daha düzgün yapabilelim)

a. Bu kişinin intihar etmesini tercih ediyorsanız sebeplerini açıklayınız.

bence etsin, hem sanatçı olmuşun, hem güzel bir şeyler yapmışın ki ben seni sevmişim, sen gidip hayat kötü diye intihar edicen, hadi sanatçı duyarlılığı diyelim buna, ama eğer öyle bi özel alan kurulursa intihar etmeyip oraya gidicen.. bak seen! bre deyyus, ne farkın kaldı köprüye çıkıp bana iş bul, sevgilimi getir diyenden? kıçını terletip kendin kursana o alanı? haram olsun sana harcadığım bandwithlere, iyi ki de almamışım cd'ni, download edilmeye bile değmezmişsin meğerse.

b. İntihar etmesini istemiyorsunuz ve bu alanı yaratmaya karar verdiniz. Bu tercihin sebebini kısaca açıklayın (aslında açıklama istemiyor pek ama gıcıklık işte) ve yaratacağınız alandan bahsedin bize.
(30 puan)

yaratmam alan falan (bkz: yukarıdaki cevap), yaşadığımız yeri düzeltmeye kasmayalım, hemen bi yer bulup orada alan yaratalım... züppeyiz ya biz, basit avam insanlardan soyutlanmamız lazım hemen. nereyi çeker canın, hawai'de mi kuralım kutupta mı? kıçımın kenarı senii...


2- Sosyal hayatta mecburen taşıdığımız kibarlık, nezaket gibi özelliklerin zorunluluklarının kalktığını varsayın ve hayatınızda yapacağınız önemli değişikliklerden 3 (üç) tanesini sıralayın. (Her biri için 5'er puan)

ruh hastası yaşlı teyzelere istediğim gibi küfür ederim, yoldan geçen yakışıklıyı çevirir öperim, hatta sömürürüm, asla epilasyon yapmam
bunlar kibarlık ve nezaketten ziyade sosyal yaşam kurallarının kırılması oldu, pek de yüzeysel oldu amma velakin hava olmuş 34 derece, hiç bir beklentiniz olmasın, 27 dereceden sonra kapatıyoruz dükkanı... eskiden 25'ti de küresel ısınma dolayısıyla yukarı çektik sınırı...


3- Hep göt etmek istediğiniz biriyle, karşıdakinin argümanlarını, sözlerini mümkün mertebe realist tutarak, hayali bir dialog yazın ve göt edin. Eğer bu soru çok kazık geldiyse aşağıdaki soruya geçin.

istediği argümanla gelsin, her şekilde göt edebilir ve dahi göt olabilirim, merak ediyorsanız argümanı yazın 2299'a yollayın, göt edici cevabınız gelsin.

3 Substitute- Keyfi varsayımların rahatlatıcı etkisi üzerine kısa bir makale yazın.

keyfi varsayım gibi karizmatik bir kelime grubunun aslında hayal dediğimiz şeyle birebir örtüşmesi sonucu (evet, ucundan kıyısından taşan yerler var aslında) hayallerin yaratıcı etkisini araştırıyor oluyoruz ki, kelime harcamaya değer mi bu betimlemeye acaba? hayal lan işte, varsayıyoruz ki milyarderiz, varsayıyoruz ki dünyayı yönetiyoruz, bi düşün bakalım neler yapabilirdin... of offf... rahatladın mı? işte budur yani.

(30 puan, eğer substitute da yapılırsa toplam 60 değil 70 puan, 10'u bizden bonus)

bu sorulara benim kadar kötü cevap veren olmuş muydu acaba?

Varsayım Üzerine Gubidik Sorular

1-
En sevdiğiniz sanatçılardan birinin (ki genelde müzik dünyasından olacağını tahmin ediyorum, hani çok farketmez ya) dünyanın gidişatının boktanlığı karşısında artık hiçbir aktivist hareketin bir değişim yaratmayacağını düşündüğünü, bu yüzden intihar etmeye karar verdiğini, ancak intihar tarihine değin (ki varsayalım bu 3 aylık bir süre olsun) herhangi birinin bir şeyler yapıp edip özel bir alan kurması ve bu alanı işler ve yaşanır hale getirmesi üzerine bu intihar planından vazgeçip oraya yerleşeceğini bildirdiğini varsayınız. (Sanatçının adını zikrediniz lütfen, böylece bağlamı tam anlamıyla kavrayarak aşağıdaki soruların puanlamasını daha düzgün yapabilelim)

a. Bu kişinin intihar etmesini tercih ediyorsanız sebeplerini açıklayınız.

b. İntihar etmesini istemiyorsunuz ve bu alanı yaratmaya karar verdiniz. Bu tercihin sebebini kısaca açıklayın (aslında açıklama istemiyor pek ama gıcıklık işte) ve yaratacağınız alandan bahsedin bize.
(30 puan)

2- Sosyal hayatta mecburen taşıdığımız kibarlık, nezaket gibi özelliklerin zorunluluklarının kalktığını varsayın ve hayatınızda yapacağınız önemli değişikliklerden 3 (üç) tanesini sıralayın. (Her biri için 5'er puan)

3- Hep göt etmek istediğiniz biriyle, karşıdakinin argümanlarını, sözlerini mümkün mertebe realist tutarak, hayali bir dialog yazın ve göt edin. Eğer bu soru çok kazık geldiyse aşağıdaki soruya geçin.

3 Substitute- Keyfi varsayımların rahatlatıcı etkisi üzerine kısa bir makale yazın.

(30 puan, eğer substitute da yapılırsa toplam 60 değil 70 puan, 10'u bizden bonus)

4- Ya bir varsayımsanız?
(Hayalet Oğuz'dan 25 puan)

Bu aralar profillerde blog sıralamasında bugün konuşanları göremiyorum ben, biricik blogumuzun sorunu mu var meraklardayım, sizde de öyle mi diye soriyim dedim. Sordum bile hatta. Neyse, çok önemli değil de işte...

merhaba, dalabilir miyim ortanıza?

hayır deseniz de dert değil, özel davetliyim zaten ben; 21 yaşında 1.70 boyunda kızıl saçlı çekik gözlüyüm, tanışalım mı? sazanları bekliyorum....

nesin kimsin diyenlere ne diyim bilemem, karizmatik aforizmalar sıkasım yok, bugün konuşanların en cadalozuyum sadece, dövüş kulübelerinin müptelası, iç döküntülerinin efendisi, sölenteria'nın kızıl kraliçesiyim ponçiklerle beraber amip ve terliksilere saveş veren... çok fena herifler ya, illa işgal edicekler ama karşılarında beni bulurlar...

hayır kafam güzel değil, yani öyleydi de açıldı...

tek dileğim umarım "hayat bir tiyatro oyunu, bizler de rol yapıyoruz, bak ben maske takıyorum insanlara karşı" kişilerini görmemek, görürsem de eleştiririm, yök verdi bu hakkı bana.


bugün kimler konuştu?
kaçak oynamalar XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
uzun süreden sonra görülüp sırf deli gibi konuşmaktan kafa bulunan kankalar XXXXXXXXXXXX
buzlaş XXXXXXXXXXXXXXXXXXX
deli gibi eğlenmek XXXXXXXXXXXX
en derine batıp en yükseğe çıkmak, ama her durumda geçiciliği bilip eğlenmek XXXXXXXXXXXXXXXX
yeni ortamları saygıyla selamlamak XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Marquis De Sade yazınca b*k gibi satıyor da ben bu başlığı at*nca mı iğrenç olacağım? V*rsınım olsunum.

G*y Pr*de

Hem de bu h*şgörü imparatorluğu kalıntısında.

"Nedir bu maydonozdan çektiğimiz kardeşim?!?" konulu hayali/şizoid sempozyumumuza hoşgeldiniz. Aç*lış konuşmasını yapmak üzere Sade Markisi Ahmet Pisipisi'yi kürsüye davet ediyorum.

-Yurttaşlarım! Maydonozun ıstıraba dönüşmesinin tek nedeni kuraklıktır. Hep birlikte tatile çıkın! Delirtmey*n adamı!

Programımıza Beraber ve yahut Solo Türküler ile devam ediyoruz:

Fırın Üstünde Kürek
Ne Efilersin Yürek
Dayımın Oğlu Dururken
El Oğlu Neme Gerek

Kayseri yöresine ait bu ensest fanteziden s*nra programımıza nasıl devam edeceğimizi bilemez oluyoruz sayın sempozyumistler. Nutkumuz tutuluyor adeta ey t*rk gençliği!



Gün İtibariyle Konuşan Kimseler:
Marquis de Sade XXXXXXX
Kayseri Yöresi X
Mehmet Pisipisi /

1-Konsept hırsızlığı nedir? Cevabınızı bilinen örneklerle süsleyip püsleyin.
Puantaj: 17

Konsept hırsızlığı adını verdiğimiz utanmaz ve arlanmazlara özgü oluşum, orijinal bir şey üretmenin hazzından çok herhangi bir şey üretmenin cambazlığını ve tembelliğini üzerinde taşımaktan onur duyan bir miktar insanoğlunun seçimidir ya da ben yanlış biliyorum.

Hande Yener isimli deliveren ve nedense Birol Güven bu konsept hırsızlarına örnek verilebilir.

Nedense Birol Güven diye hitap ettiğim kel şahıs, konsept hırsızı olabilir veya olmayabilir, ama birkaç benzer ortalama diziyi beğenilere sunduğuna göre büyük ihtimal öyledir. Değilse de gıcıktır, o yüzden böyle bir karalamayı hak etmesi tartışılabilir.

Hande Yener kendini deli sanmaktadır, ancak aslen kendisi küçük bir Madonna'dır. Bir albüm kapağını da April March'tan çalmadıysa ben de Bülent Ersoy'u yanaktan öpeceğimdir.

Zaman zaman bu konu üzerine düşünsem de aklıma örnek gelmemektedir, ona buna saldırmaktayımdır. Nörvıs breykdaun'un eşiğine sürüklemiştir bu durum beni, bu yüzden kanaat notumu sene sonunda yükseltmenizi beklemekteyimdir.


2-Mağdur/suçlu durumdaki her politikacı şahsın basın toplantısında halkın huzuruna kravatsız çıkması ve böylelikle "ben de zaman zaman sizlerden biri olabilirim" mesajı vermesi (bkz: bugün melih gökçek yaptı, yüce divana sevkedildiği dönemde de mesut yılmaz yapardı) sizce bir tür konsept hırsızlığı mıdır? Öyleyse neden? Değilse niçin? (Sorma neden)
Puantiye: 38

Bu bir konsept hırsızlığı değildir hocam! Bu bir konsept aldatmacasıdır. Konsept hırsızı olan kişinin aksine bu politikacı şahıs, konsepti alır çok daha kısa süreli olarak üzerine giyer ve allah ne verdiyse rol keser. Hande Yener örneğiyle karşılaştırdığımızda durum şöyle su yüzüne çıkacaktır ki Hande Yener kendini zaten o konsepti yaratmış sanmakta olabilir - e hadi sanmıyor diyelim - yine de konseptinden mutlu memnundur ve bunun uzun süreli olmasını istemektedir. Çapraz örnek verdiğim için bu bölümden en az 36 puan bekliyorum hocam.

3-Teoman nedir? Ne olmuştur? Ne olmaktadır? Ne olmaya doğru gitmektedir?
Puanlarını Aldırdım Kalbimin: 22

Teoman "pipik" tabir ettiğimiz bir varlığa verilebilecek belki de en somut örnektir. Diğer pipikler gibi Teoman da "Kadın ficıdına hastayım, fetişlerim var, manyak sapığım, tutkulu bir köpeğim seks için, kadınlar bambaşka" şeklinde özetleyebileceğimiz özelliklerin tümünü taşımaktadır. Pipiklik kariyerinin yanı sıra ağır arakçı olarak da tanınır kendisi. Gün geçmesin ki Teoman o karizmatik sesini, müziğini arakladığı bir şarkıyla buluşturarak genç kızların kalbini kıpır kıpır ettirmesin. İtiraf etmek gerekirse sesini güzel bulmakta ama kendini fazla pipik ve gereksiz bulmaktayım. Şarkı sözleri Şebnem Ferah'tan kötü olmasın, pek iyi değildir çoğu zaman.


4-Bu sınav konsept hırsızlığına örnek teşkil eder mi? Ederse nasıl eder? Etmezse çocuğum sen yalaka mısın?
Puantifikasyon: (Duruma göre +23 ya da -77)

Etmez. Edemez. Yalaka değilim, duyarlı ve naifim. Hoca çok yaşa hey.

*bugün brandon çok konuştu, buraya da yazmayı düşünüp uykusuzluktan üşendiğim herşeyi yazmış, ama inat bu yine yazcam*

1-Konsept hırsızlığı nedir? Cevabınızı bilinen örneklerle süsleyip püsleyin.
Puantaj: 17

konsepit hırsızlıgı: uyarlama veya esinlenme adı altına saklanan hırsızlıktır. birçok hırsızlıktan daha sinsidir, çünkü birisi evinize girip fotoraf makinenizi çaldığında onun yerinde ortaya çıkacak fiziksel boşluk onun bir zamanlar var olduğunu kanıtlayabildiğiniz takdirde onun çalınmışlığını kanıtlar da, birisi fotorafınızın konseptini çaldığında, "ama ama bu benim" "önce ben yaptım" midalerınız hiçbir işe yaramaz, yıpranırsınız. kendine ait bir fikri olmayan kişilerin uyguladığı, fabrikasyon sanat eseri, yazı, film, dizi, sosyal platform, vb. ile kuşanmamıza sebep olandır. bunun hakikaten esinlenme olanla, yani bir konsepti alıp, başka bir bağlamda geliştirip yenileyerek sunmakla karıştırılmaması gerekir, bu tür zararlı değildir, gelişmeye giden yoldur.
tü kaka örneği: konsept-ekşi sözlük / hırkız-laptü sözlük. neden? çünkü hiçbir gelişme, yenilik yoktur, adeta bir copy-paste dir.
cici örnek: konsept-ekşi sözlük / esinlenen-homolloji. neden? sözlük konseptini almış, kendine göre bir anlam yüklemiş, değişiklikler yaparak özgün hale getirmiştir. hırsız değildir.


2-Mağdur/suçlu durumdaki her politikacı şahsın basın toplantısında halkın huzuruna kravatsız çıkması ve böylelikle "ben de zaman zaman sizlerden biri olabilirim" mesajı vermesi (bkz: bugün melih gökçek yaptı, yüce divana sevkedildiği dönemde de mesut yılmaz yapardı) sizce bir tür konsept hırsızlığı mıdır? Öyleyse neden? Değilse niçin? (Sorma neden)
Puantiye: 38

hırsızlıktır/değildir.
hırsızlıktır, neden? her daim kravatsız dolaşan insandan kravatsızlık konsepti alınmıştır, üstüne yapıştırılarak kendine dair olduğu izlenimi verilmeye çalışılmıştır.
değildir, neden? çünkü her politikacı uyguladığından konsept hırsızlığından daha ziyade bri konsepttir.

3-Teoman nedir? Ne olmuştur? Ne olmaktadır? Ne olmaya doğru gitmektedir?
Puanlarını Aldırdım Kalbimin: 22

Teoman, toplumca tükettiğimiz kimyasalların etkisiyle kollektif bilinçaltımızda oluşan bir halüsinasyondur. İlk anda kafası güzeldir, daha sonra bad trip'e dönmüştür. Yok olmaya doğru gitmektedir.

4-Bu sınav konsept hırsızlığına örnek teşkil eder mi? Ederse nasıl eder? Etmezse çocuğum sen yalaka mısın?
Puantifikasyon: (Duruma göre +23 ya da -77)

Diyildir. Bu sitenin konseptidir de odnan. bu sınavı yapmasam nolurdu sorusunun cevabı olarak yeni bir kavram türemiştir: konsept mızıkçılığı.

PS. her isteyen puanlasın, gülelim eğlenelim.
PS.2. allaşkına blogun hedelerini kadöşüt mü düzenledi vizüel konnotasyon ne. ben bile mavi ekran verdim, bugün konuşun türkçe konuşun kardeşim.

Konsept hırsızlığını engellemek için alternatifler:

Astroloji §n. ~eng. Astrology ~l. Astrologia < gk. Astron “yıldız” + Logos/Logon “bilimi, konuşması”

ve de

Stres: n. ~eng. n.sing. Stress ~fr. n.masc.sing. Stress <abbr. m.fr. Destresse: n.fém <o.fr. Estrece: n.fém. < l. Strictus < v.l. Strictia: pp. Stringere: v. “sıkmak, germek, bağlamak”

ise

Astrostres™ §n.tr.sing. < tr. astroloji "yıldız bilimi" +stres "buhran" pek de iyi bişi olmasa gerek!

1-Konsept hırsızlığı nedir? Cevabınızı bilinen örneklerle süsleyip püsleyin.Puantaj: 17

Konsept hırsızlığı Türklerin ve Balkanların çok sık yaptığı bir hırsızlık türüdür. Öncelikle Avrupa ya da Amerika çıkışlı (niye dünyanın geri kalanından işler seçilmez bilmem) konseptler itinayla izlenir, takdir edilir. Ardından "Ağbi biz neden aynısından şeyetmiyoruz, nerden anlicak bizimkiler" denmek suretiyle başarısız bir röprodüksiyonu yapılır. Ardından sıcak sıcak piyasaya sunulur ve hatta tutar. Bunun en makattan kan alan örneklerini, kendini dilimize de yerleştiren sitcomlarda, kimi radyo djlerinin (bknz. bay j) programlarında, orjinalinden çok daha ateşli, seviyesiz ve olay olan tv yarışmalarında görebiliriz. Ülkemizin kanayan yarasıdır kısacası. Yerli malı yurdun malı düsturunu benimsemiyorum, eminim Türkler kendi konseptlerini yaratsalardı sonuç daha feci olurdu. Gerçi yurt topraklarından dışarı çıktığımızda konsept hırsızlığının faydalarını da görmek mümkün. Sonuçta bir düşünceyi ardıl olan bir kimse ya da bir grup daha iyi işleyebilir. Bunu pek çok müzik grubunun albümlerinde görebiliriz. Bknz. Odyssey. Bu soruya daha fazla vakit ayırmamalıyım sanırım, neyse.

2-Mağdur/suçlu durumdaki her politikacı şahsın basın toplantısında halkın huzuruna kravatsız çıkması ve böylelikle "ben de zaman zaman sizlerden biri olabilirim" mesajı vermesi (bkz: bugün melih gökçek yaptı, yüce divana sevkedildiği dönemde de mesut yılmaz yapardı) sizce bir tür konsept hırsızlığı mıdır? Öyleyse neden? Değilse niçin? (Sorma neden)Puantiye: 38

Konsept hırsızlığı olarak kabul edilebilir mi emin değilim, ancak her ne kadar onlar zaten "halktan" olsalar da aslında halktan pek hazzetmedikleri ve onu temsil etmekte ziyadesiyle başarısız oldukları için halktan ayrı bir grup olarak görmekteyim ben politikacıları. Ve bu tarz şovları gerçekten samimiyetsiz bulduğumu itiraf etmeliyim. Küçük esnafın anasını belledikten sonra bakkal Hamdi Amca gibi giyinerek bana verdiğin sakızları gülümseyerek alacağımı mı sanıyorsun, diyesim geliyor kendilerine. Ama aslında evet, konsept hırsızlığıdır be. Evet evet. İmaj ne kadar hedef kitleninkine yaklaştırılırsa (ki bu yaklaştırma bir örnek olmakla mümkün) mesajın kabulu o kadar kolay olur. Ovş, yine saçmaladım uzunundan.

3-Teoman nedir? Ne olmuştur? Ne olmaktadır? Ne olmaya doğru gitmektedir?Puanlarını Aldırdım Kalbimin: 22

Teoman kolpadır. Kolpa oluşuyla bir konsept hırsızı oluşu paraleldir. Hatta konsepti geçtim direkt hırsızdır. Hep öyleydi hep öyle olacak. Ama 10 yıl öncesinden farklı olarak kimse ona inanmayacak ve hiçbir genç kızı kandırıp yatamamaktan ölecek.

4-Bu sınav konsept hırsızlığına örnek teşkil eder mi? Ederse nasıl eder? Etmezse çocuğum sen yalaka mısın?Puantifikasyon: (Duruma göre +23 ya da -77)

Niye etsin? Bunu başka bir sitede yayınlasaydın olurdu belki (:P), ama zaten içinde bulunduğun sitede bu tarz sınavlar talep edildiği için konsepte uymuş oluyorsun, konsepti çormuş değil. Sevgiler, devamını da bekleriz ayrıca.

1-Konsept hırsızlığı nedir? Cevabınızı bilinen örneklerle süsleyip püsleyin.
Puantaj: 17
posmodernin özüdür. duydugun herşeyi manipüle edersen gayet te olur. hırsızlıktan sayılmaz. yapmayan dombilidir.
Mesela bilinen örnek vermek şart ise vandalist sanatçı pinocelli hehe pisuvarı kırdıysa sen de gider mutfak tezgahını kırar sokak ortasına koyarsın olur. böyle.


2-Mağdur/suçlu durumdaki her politikacı şahsın basın toplantısında halkın huzuruna kravatsız çıkması ve böylelikle "ben de zaman zaman sizlerden biri olabilirim" mesajı vermesi (bkz: bugün melih gökçek yaptı, yüce divana sevkedildiği dönemde de mesut yılmaz yapardı) sizce bir tür konsept hırsızlığı mıdır? Öyleyse neden? Değilse niçin? (Sorma neden)
Puantiye: 38
değildir. zaten bizden biridir. herhalukarda iki şıkkı vardır.. ya giyinip çıkacaktır ya da giymeyip çıkacaktır. her halukarda bizden biri kalacaktır bu da bizim talihsizliyimiz sayılabilir.
3-Teoman nedir? Ne olmuştur? Ne olmaktadır? Ne olmaya doğru gitmektedir?
Puanlarını Aldırdım Kalbimin: 22
teoman kimdir. bir kimse ise biri olmaya devam etmiştir yok bir kimse değilse o zaman da bir şey olmuştur en azından bir özel isimdir. ne olursa olsun hem.
4-Bu sınav konsept hırsızlığına örnek teşkil eder mi? Ederse nasıl eder? Etmezse çocuğum sen yalaka mısın?
Etmez. Etseydi de fark etmezdi çünkü anlamadık.
Puantifikasyon: (Duruma göre +23 ya da -77)

(Aşağıdaki sorular İlgi Üniversitesi Konsept Hırsızlığı ve Tasarım Bölümü Yüksek Lisans öğrencilerine geçtiğimiz sezon yöneltilmiş olup büyük çoğunluğu cevapsıoz kalmış bir kısmı da mırın kırın ve ellem kullem ile geçiştirilmiştir. Bakalım sizler ne yapacaksınız. -Sahte Katılım Çağrısı, Haydi Hop-)

1-Konsept hırsızlığı nedir? Cevabınızı bilinen örneklerle süsleyip püsleyin.
Puantaj: 17

2-Mağdur/suçlu durumdaki her politikacı şahsın basın toplantısında halkın huzuruna kravatsız çıkması ve böylelikle "ben de zaman zaman sizlerden biri olabilirim" mesajı vermesi (bkz: bugün melih gökçek yaptı, yüce divana sevkedildiği dönemde de mesut yılmaz yapardı) sizce bir tür konsept hırsızlığı mıdır? Öyleyse neden? Değilse niçin? (Sorma neden)
Puantiye: 38

3-Teoman nedir? Ne olmuştur? Ne olmaktadır? Ne olmaya doğru gitmektedir?
Puanlarını Aldırdım Kalbimin: 22

4-Bu sınav konsept hırsızlığına örnek teşkil eder mi? Ederse nasıl eder? Etmezse çocuğum sen yalaka mısın?
Puantifikasyon: (Duruma göre +23 ya da -77)

Süreniz 13 dakikadır.
Başarılar.

19/08/07
14:06
bornova

caiz midir?

sual: gereksiz nezaket nedir?

budur:

zat-ı aliniz hoş görürse gönlümden kopan bu şark musikisi örneğini mp3 şemalinde zahiri ortamınıza almaya tenezzül eder miydiniz ?

sual: tipik aslan burcu paradoksu var mıdır? varsa, nedir?

budur:

Emir versin ama vermesin, zorla verecekse hissettirmesin.

sual: "şekerim tatilden döndüm, msn'inde ve kendinde büyük değişiklikler sezdim. :)"
tümcesi sarfedilebilir mi !?!?! nasıl sarfedilir !?!? bir insan'ın msn'i nasıl değişir?

budur:

gerekli arkadaşlar temin edilirse her şeyi yaşamanız mümkündür.

sual: (vous) M'Aidez*?

budur: Oui!

sual: babılgard kimdir?

budur: hayali bir ciklet garantörü'dür.

sual: boğa burcu musunuz? Lütfen yan vezneye alalım sizi... Buyrun, buyrun çekinmeyin

budur: astrolojik ayrımcılık hiç bir yerde yoktur, ama olmalıdır. sonra astrodiktatörlük kurulmalı mesela, elementler ittifakı ufff ne güzel olurdu lan!

biz o zaman brandon'la savaş yapardık, ben ateş ittafuck'ından olurdum o da dobrah olurdu.

evet, evet, formatım pörtledi biliyorum. silikonlu anacım benim formatlar.

ama brandon'la bir military düşünmüşüm!
düşlemişim.

hepimiz abi, bir gün böyle kıyafetleri giyip içimizde ayıcığı catharsis yoluyla uygulamalı olarak deaktive edelim.


sual: ben?

budur: sen.

*by sneaker pimps

nota bene: quod nos operemus non sufficio nobis ad sum isve alius. | amen.

Ara ara parmaklarımı koltukaltıma sürtüp kokluyorum. Erkek sesimi özlüyorum, şarkı söyleyesim geliyor. Adım Brandon, annemin adıysa Arthur imiş.

pan:
şimdi birgün bi uzaylı varmış
pan:
süper ud çalıyomuş
pan:
gezegenin tekinde ..bu gezegenin çevresinde toplam yüzyirmiüç tane halka varmış ama tabi bilen yok neyse
pan:
bu uzaylı milleti de metalden bi takım aletler edavatlar yapmış imişler... yaptıkları bütün aletler müzik aletiymiş
pan:
onların haleti ruhiyesine ve teffekkür ve tahayyül kuvvelerine göre müzik tek dil en büyük amaçmış
pan:
sonra bir gün pek prim yapmayan uzaylı toplumundan biri elektrik akımını keşfeylemiş
pan:
demişler ki buna yahu noolcak bunla ne işe yarar bu.. demiş ki elektrikle müzik yapılabilir
Sinan Çetin:
rock'n roll baby
pan:
yapılsa da demiş ötekiler bizim seksesekizyüzyıllık bir kültürümüz var aaa
pan:
sen ne diyon
Sinan Çetin:
let me roll roll roll
pan:
demiş ki yenilik getirdik canınız isterse
pan:
ay bu uzaylılılar istimemişler
pan:
yine gitmişler sefilyuskantoronefndinin ud müziğini dinleyip demlenmişler
pan:
ama bu sefer de başka bir denyogil
pan:
bunu demiş bütün samanyolu çalıçırpı yolu duysa dinlese
pan:
mest olsa
pan:
bu kes uzaylıgiller aha demişler doğru diyon
pan:
hadiii bu sefer sen koş elektrikçiyi bul
pan:
abi sen bişey yaptıydın bi teknoloji var dediydin
pan:
bunlan kayıt neyin olur mu
pan:
elektrikçi durur dşünür bana der zaman verin az biraz
pan:
verirler... elektrocu düşünür... şimdi bu akım... öbürü ses... ben bu sesi alır
pan:
hiçbişey yapamam ne alakası var yah demilş
pan:
demiş ki olmaz
pan:
tüh demiş uzaylolar
pan:
demek olmıcak hayalimiz en iyisi meclisimiz şenlensin
pan:
bi fasıl daha gidek
pan:
fin.

diye bi başlık çevirdim ya ölsemde gam yemem XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

*evet hakkaten oldu bu.
*var mı bunun kehanetini yürütecek yağız delikanlı?

depresifliğin kitabını yazma hakkı menstürasyon döneminin başındaki kadına doğal olarak bahşedilmişbir haktır. fekat bu kitaptaki maddeler sadece kanama depresyonunda görülmeyip, umuma açıktır. şöyle ki:

>kendini sallanmış sallanmış ve tıpasını atamamış bir şampanya şişesi gibi hissetmek.

>sabah kalkar kalkmaz bi'kutu çikolatalı dondurmayı bitirmek. ilerleyen saatlerde evdeki muhallebiyi vişne reçeliyle donatıp onu da yemek. evde daha çikolata olsa fütursuzca tüketecek kapasiteye sahip olmak.

>yapılacak bilmem kaç küsur bin sözcüklük çevirisi olduğu halde yirmi dört saatini bilgisyaar başında bloguna skin deniyerek geçirip sonraa " ama bunlara yorum yapılmıyoooo diye caymak.

>sabah uyanmak. boş boş bakmak. kahvaltı etmek. ilaç almak. yatmak uyumak. öğlen kalkmak. boş boş bakmak. yemek yemek. ilaç almak. kanepeye serilmek.

>telefonun sesini kapatıp yastık yorgan yığınının arasına tıkıştırıp onu orda unutmak sonra da beni kimse aramıyo diye bunalıma girmek. sonra da telefondaki aramaları görünce suçluluk hissedip yine bunalıma girmek.

>ağrılardan ağrı beğenmek.

>tamamen adet döneminden bağımsız halde, tam da çevirinin başına oturmayı başarmışken anne ve babaden aynı anda mail gelmesi (interaktif aileyiz evet. hadii annemi anladık tatilde, babamla aynı evdeyiz yahu) ikisinin de ayrı kademelerde ağza en ishalinden sıçması ile boş bakışlarla blogskin sitesinin açılıp saatlerce blogculuk oynanmaya devam edilmesi.

>bütün bunların sonunda bünyenin hissizleşmesi itibariyle hiçbi'şey hissedememek, hiçbişey hissedemediği için üzülüp "lan ne duygusuz karı oldum lan ben" diye üzülüp yine bunalıma girmek.

>bütün bunların sonucunda kocaman çeviriden toplam beş satır çevrilmiş olması sebebiyle yapılan kafein yüklemesi sonucunda öğrenilen kafeinin sadece gözleri açık tutmaya yaramadığı, ama normalin dört katını bi'anda içerseniz gözlerinizin de normalin dört katı açı durabileceği gerçeği. hatta bu kadar açık gözlere alışık olmadığınız için başağrısı bilem yapabiliyomuş.


XXXXXXXXXX(biri bana kısa cümlekurmayı öğretsin anam bu uzun cümlelere çarpı konmuyo)XXXXXXXXXX

BU ARADA: kitabımıza katkılarınız siz depresif kuzucuklardan beklenmektedir. kendi semptomlarınızı ekleyiniz, büyüyüp genişleyelim.

Light Nazi bu başlığın manası şu:
Bütün Konuşanlar isimli projem -sizlerin değerli katkılarıyla- çığ gibi büyümeye devam ediyor. (Sanırım su sorununa da cevap olacak. Ayrıca parantez açmışken yazayım: Saçmaladığımı iddia eden arkadaşa bir çift iki tek sözüm var. Hayatın anlamını bilsem bunu blog sayfalarına yazmazdım. Yalçın Küçük'e bildirirdim. Memur olmayalım, rica ederim.)

(Hayır ben sabetaycı değilim. Emo hiç değilim. Ayrıca bugün barda kafasını yıkamış, bunalmış bir emo gördüm, tabiri caiz ise Sudan Çıkmış Emo'ya dönmüştü. Refleksif saç düzeltme hareketini yapamıyordu. Acıdım yem verdim, suyunu değiştirmeyi de ihmal etmedim. Yaşasın iyilik!)

Parantezlerden nefret ediyorum. Açınca borçlu hissedip sonuna dek kullanıyorum.

Dünya "Bugün Konuşan" Olsun. Biz olduk, ya da oldurulduk, çok da memnunuz. O halde fikirlerini almamıza gerek yok. Olsunlar hemen.

(Budunculara da bir haberim var: Dünya gerçekten de türk olmaya başladı. California Valiliği susuzluk nedeniyle alarma geçmiş ve halkı sayfiye yerlerine sevketmeye başlamışlar. Elektrik kesintileri de kapıdaymış.)

-Oğlum evladım, burası ahır değil sınıf sınıf! Küçük harflerle konuşun!
-PARDON HOCAM CAPS LOCK AÇIK KALMIŞ DA... :(

Bugün konuşanlar:
Efsane coğrafyacımız Sabit Top XXXX
Seçil Amrağ XXXX (Yine yeni yeniden. Hep o konuşur. Siz susun.)
Anıl Gökpek XXXX (Bol zırva üstü bira ve sigara.)
Bira da hammallık yaaa Diyen Bir Tür Mahalle Delikanlısı XXX (S*ktir lan, sanki bana her yehovanın günü viski içiyor pezevenk!)
23:29
17/08/07
bornova

1- gibson aslen bir jilet markasıdır. Bay Mele ilşkin pek çok şey masist düzenin sembolü sayılabilir. Ayrıyeten tina turner'in güzelim sesine iltifat edeceğine bacaklarından dem vurur durur, durur durur vurur. hem yüzünde de dedede anlayışlı şefkatli babacan olgun erkek ifadesi vardır. yalan kokar, aftershave kokutur ortalığı. Eğer ki bu koku Brüt olsa idi tüm duygulanımımım değişir beni mel gibsondan yana taraf olmaya zorlar idi velakin tarafsız bir izlenimci olarak olasılıklarımı dizmekten mükellefim.
2. Soruyu unuttum. Hatırlamaya çalışiciim. Hah. oturma şeysi. Efendim adabı muaşerret bilen bir insandan beklenmeyecek hareketlerdir. Kasti fauldür. Başka bir yerinden fazlalık olaydı bu cinsin misal memeleri fora edip sağ memyi sol omza sol memeyi sağ omuza mı atacaklardı mesela
3. Böğürtlenli kartopu


Katılımın yüksek olması sen, sen ve sen gibi beni de heyecan yumağı yapıp duvardan duvara savururken, "kendi soruna cevap ver sen önce pışt" gibi cümlelerin bir kedi yavrusunun tutusu kadar şirin olan sıfatıma çarpılması korkusuyla hemen kendim de yapıyorum sınavı.

1.
a. Filmlerindeki din/millet aromalı duygu sömürüsüyle beni çileden çıkarması (Passion of the Christ, Braveheart, Patriot)
b. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de homofobik bir bıdılık olması
c. Maverick'i sevmeyi, kendisi yüzünden bir nevi guilty pleasure saymam

2.
Tüm büyük ve kaba şeyleri/hareketleri hakkı bilerek büyümek veya küçük çaplı toprak işgal etme arzusu. Özetle: Ayılık ve düşüncesizlik. Yapmayana saygımız sonsuz.

3.
Çimene Bakan Prenses konusunda ciddiyim. Renk vermesi açısından ıspanaklı.

Sizden bekleriz bi dahakini.

1. Mel Gibson'dan nefret etmek için üç (sayı ile 3) neden yazın, gerekiyorsa bu nedenleri açıklayın. (30 puan)

- Ben nefret etmem.. Edemem… Bende bu çeşit duygular barındıramazsınız...

2. Erkekler toplu taşıma araçlarında neden yanındakine bıraktığı alanı düşünmeden bacaklarını sonuna kadar açıp oturmayı kendilerine hak görüyor olabilir? (40 puan, bir gün bu konuda bir şarkı yazıcam anne)

- Pişik olduklarını düşünmek istiyorum…

3. En fazla üç kelime kullanarak, dünyanın en lezzetli olabilecek hayali tatlısına bir ad koyun. (Hatalı yanıt örneği: "Sütlü Nuriye" (neden? çünkü zaten var), Doğru yoldaki yanıt örneği: "Çimene Bakan Prenses") (32 puan)

- Yemeseydim Çıldıracaktım...

Özel not : Kısa, öz ve samimi olmaya çalıştım, çabalarımın takdir göreceğini umuyorum.

Saygılarımla

1. Mel Gibson'dan nefret etmek için üç (sayı ile 3) neden yazın, gerekiyorsa bu nedenleri açıklayın. (30 puan)

-aptalca Hıristiyanlık propagandası yapması (hristiyan mı, hıristiyan mı; bilemedim)
-İsa'nın Çilesi diye bir film çekmiş olması
-o eblek bakışları ve iğrenç yüz ifadesi, pezevenk gibi

2. Erkekler toplu taşıma araçlarında neden yanındakine bıraktığı alanı düşünmeden bacaklarını sonuna kadar açıp oturmayı kendilerine hak görüyor olabilir? (40 puan, bir gün bu konuda bir şarkı yazıcam anne)

çünkü erkekler pipilerinin rahatına çok düşkünler. bi' çok erkek varlığını pipisinden başka bir şeyle sağlamaktan yoksun olduğu için, bilinç dışının da gizliden gizliye ittirmesiyle o şekilde oturarak aslında uzvunu herkese göstermeye çalışmakta ve "ben varım" demektedir. ya da sadece ford kafasında bir yanındaki bayanı rahatsız etme arzusu olabilir bu; teşhircilik psikolojisi misali.

3. En fazla üç kelime kullanarak, dünyanın en lezzetli olabilecek hayali tatlısına bir ad koyun. (Hatalı yanıt örneği: "Sütlü Nuriye" (neden? çünkü zaten var), Doğru yoldaki yanıt örneği: "Çimene Bakan Prenses") (32 puan)

Yastık Popolu Yanak

1. Mel Gibson'dan nefret etmek için üç (sayı ile 3) neden yazın, gerekiyorsa bu nedenleri açıklayın. (30 puan)
bir.tipi
iki.kadınlar ne ister filminde ağda yapışının aklımdan çıkmayı çocuk yaşımda travmalarıma travma katması
üç.mel gibson'dan nefret etmek için yeterince sebebimin olmaması. (zira bi insanın adının bu kadar çok tanınmış olup nefret etmek için yeterince neden bulunamayışı ne kadar gereksiz bir yere geldiğini gösterip nefret etmek için sebep yaratır. kaldı ki bu testi gönül rahatlığıyla tamamlamama engel olduğu için ayrıca bi gıcık olma faktörü zaten ekleniyo. şimdi cidden nefret ediyorum mel gibson'dan)

2. Erkekler toplu taşıma araçlarında neden yanındakine bıraktığı alanı düşünmeden bacaklarını sonuna kadar açıp oturmayı kendilerine hak görüyor olabilir? (40 puan, bir gün bu konuda bir şarkı yazıcam anne)

küçük iskender'in çükünün adını kullanarak yazmasını türdeşlerinin davranışlarına bir örnek kjabul edersek, çüklerini dünyanın en önemli varlıkları kabul edip en çok yere onları layık görmeleri. haa bu konuda ayrıca doluyum o ayrı. bana doğal olarak kıçım tarafından bahşedilmiş hakkımı yarım kadar heriflerin çalmasından dolayı yarım kıçla dolmuşta oturmalarım bunda büük etken. tabi sakin sakin oturduğum söylenemez. (elde sert bir nesne varsa kazara o bacakla aramızda dolaşıp durur zati her seferinde. bigün pataklıycam birini)

3. En fazla üç kelime kullanarak, dünyanın en lezzetli olabilecek hayali tatlısına bir ad koyun. (Hatalı yanıt örneği: "Sütlü Nuriye" (neden? çünkü zaten var), Doğru yoldaki yanıt örneği: "Çimene Bakan Prenses") (32 puan)

(hatun memesi diye bi'şey zaten var mıydı yoksa bu benim bilinçaltımın çalışmasının başarılı bi ürünü? yok ya ciddi ciddi soruyorum böyle bi'tatlı var mıydı hakkaten? hani var olduğunu iyi biliyoruz da böyle bi tatlının, gıda maddeleriyle hazırlanıp çiğnenip yutularak tüketilen cinsten?)

adam gibimsi yanıtım: incili bulut tatlısı. gözümün önüne gelen şeyi tarif bile edemiycem ama bi'gün yapar ikram ederim hepinize. efet. ağzım sulandı. afiyet olsun.

1. Mel Gibson'dan nefret etmek için üç (sayı ile 3) neden yazın, gerekiyorsa bu nedenleri açıklayın. (30 puan)

1-Isa'nin cilesi 2-O yagli saclari 3-Cemcuk agzi

2. Erkekler toplu taşıma araçlarında neden yanındakine bıraktığı alanı düşünmeden bacaklarını sonuna kadar açıp oturmayı kendilerine hak görüyor olabilir? (40 puan, bir gün bu konuda bir şarkı yazıcam anne)

Karsisinda oturan bir erkekse sidik yaristirmak, kadinsa nisan almak, karsisinda kimse oturmuyosa havalandirmak gayesini guttuklerinden.

3. En fazla üç kelime kullanarak, dünyanın en lezzetli olabilecek hayali tatlısına bir ad koyun. (Hatalı yanıt örneği: "Sütlü Nuriye" (neden? çünkü zaten var), Doğru yoldaki yanıt örneği: "Çimene Bakan Prenses") (32 puan)

Duriye'min gugumleri kurabiyesi

cok calistik da olmadi mi ? oldu. o zaman daha cok calisalim. daha guzel olsun.

Bugün Konuşanlar:

Erdoğan XXX
Tayyip XXX
Recep XXX

Bugün Yarışanlar:

35 hvv 53 XXXXX
Ambulans XXX

Bugün Kapışanlar:

Deniz XXXX
Abdullah XXXXX

Bugün Buruşanlar:

Çarşaf XXXXXX
Bir Takım A4 XX

Bugün Kavuşanlar:

Brandon XX
Bruce XxX

Bugün Tartışanlar:

Seçil Amrağ X
Anıl Gökpek X²

Bugün Kırışanlar:

Gömlek XX
Pantolon XXXXXX

Bugün Yakışanlar:

Ayakkabı XXXX

Bugün Çatışanlar:

Ayrılıkçı Militanlar XXX
Bütünlükçü Militanlar XXXXXX

Bugün Çarpışanlar:

Kimi Otolar X

Bugün Kokuşanlar:

Rafta Çürümüş Patates XXXX
Tat Kırmızı Sebze & Meyve Suyu XXXXXXXXXXX (bir ay önce açılmış, beğeniye uymamış)

Bugün Yanlışanlar:

O Halde Yarın Anlat XXXXX

Bugün Yaklaşanlar:

Dünya XX
Mars XXX

Bugün Çalışanlar:

Birleşin XXX
Zincirlerinizden XXX
Başka XXX
Kaybedecek XXX
... XXX

Bugün Karışanlar:

Babam XXXXX (Oğlum erken yat kalkamayacaksın)

14/08/07
23:44
bornova

Soru 1. Mel Gibson'dan nefret etmek için üç (sayı ile 3) neden yazın, gerekiyorsa bu nedenleri açıklayın.

Yanıt: 1-Mad Max, 2-Mad Max 2, 3- Mad Max 3

Soru 2. Erkekler toplu taşıma araçlarında neden yanındakine bıraktığı alanı düşünmeden bacaklarını sonuna kadar açıp oturmayı kendilerine hak görüyor olabilir?

Yanıt: Psikosomatik bir rahatsızlık olması kuvvetle muhtemel. Yanisi: "Bacaklarımı kapatamıyorum kusura bakmayın bağğyan, zira fizyonomik bir şiddet ve şişkinlikten mustaribim, ne kocaman değil mi? Elbette ki bu gece boşum." biçimli şizoid olduğu denli beklenti dolu iç monolog nedeniyle..
(Not: Hocam bu konuda yazılmış bir şarkı hali hazırda mevcut: Bkz. Korku - Yaşar Kurt)

Soru 3. En fazla üç kelime kullanarak, dünyanın en lezzetli olabilecek hayali tatlısına bir ad koyun.

Yanıt: Tepedeki Çimenlik Turtası

13/08/07
23:44
bornova

Aşağıdaki konuyu örtbas etmek niyetiyle, Temptasyon Necla ilk ödevini veriyor:

1. Mel Gibson'dan nefret etmek için üç (sayı ile 3) neden yazın, gerekiyorsa bu nedenleri açıklayın. (30 puan)

2. Erkekler toplu taşıma araçlarında neden yanındakine bıraktığı alanı düşünmeden bacaklarını sonuna kadar açıp oturmayı kendilerine hak görüyor olabilir? (40 puan, bir gün bu konuda bir şarkı yazıcam anne)

3. En fazla üç kelime kullanarak, dünyanın en lezzetli olabilecek hayali tatlısına bir ad koyun. (Hatalı yanıt örneği: "Sütlü Nuriye" (neden? çünkü zaten var), Doğru yoldaki yanıt örneği: "Çimene Bakan Prenses") (32 puan)

Sınav sistemimiz, üniversal sınav stresi standartları gereği 102 puan içermektedir. Katılımlarınız birer dilim Çimene Bakan Prenses'le ödüllendirilecektir. İstediğiniz sorudan başlayabilir, hatta o soruyla da bitirebilirsiniz.

PS: Şimdi düşününce, süper gelişmiş bilinçaltımı kullanarak 3. soruyu bi yerden araklamış olabilirim gibi geldi. Hatırlayan olursa bi zahmet hatırlatsın.

Israrlara dayanamadım ve geldim. (Israr tekil de havalı olsun diye ben şişirdim.)

Hatta yazıyı daha havalı yapmanın kimi inceliklerini de kullanacağım ki suyu çıksın.

Kısa cümleler. Şimdiki zaman. Dibine vurulmuş, manasızlaşmış bir kişiselleştirme. Birinci tekil şahıstan öte bir "tekinci benim şahıs" çabası. 3 noktalara gıcığım, bir, iki ve dört ile bir alıp veremediğim yok....

Hatta formül budur:


Sağlaması ise şöyle:


Tüm zamanların en kapsamlı "bugün konuşanlar" listesini, "bütün konuşanlar" başlıklı proje kapsamında gerçekleştirmeye çalışmaktayım. Hepinizin değerli katkılarını bekliyorum. (Katkılarınız değerli olmasına değerlidir ancak proje nihayetinde yalnızca benim adımla anılacak, önsözde bir kuru teşekkür edersem öpün de başınıza koyun, delirtmeyin beni.) İşte linkimiz, tıklayın:

http://butunkonusanlar.blogspot.com/

Kimler var peki bu bütün konuşanlar listesinde?

"Lukacs diye bir Macar köylüsünü getirip burnumuzun dibine dayadılar, estet diye." lafıyla yıldızı parlayan Nişantaşı entelektüeli Hamdi Efendi Hazretlerinden tutun da Zeytindağlı vatandaşlara hitap etmekteyken "Sevgili Zeytinyağlılar!" diyen Turgut Özal'a dek ortadoğu ve balkanların tüm renkli şahısları bu mümtaz listede olacaklar. (Sizlerin değerli katkılarıyla elbette.)

Yeterince laf dokundurduğumuza göre (ölçütümüz Levent Kırca'dır - hayır Ali Kırca değil, yaşasın grekoromen mizah!) artık apolitik terennüme kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Ben Kaan Ilgaz, Anıl Gökpek'in alter-egosuyum. Çok konuşmaktır huyum. Kafiyeden tiksinir bir 3. yeniyim.

Uyuyamıyorum
Memleketimin hali
Beni seslerle uyandırdı
Oturup y a z ı y o r u m
Çünkü ben artık o e s k i ben değilim
Ben şimdi ıssız bir telgrafhane gibiyim,
Durmadan sesler alıyor
S e s l e r veriyorum
Uyuyamıyorum

Bu şiirimiz anlamca olmasa da şeklen bir Cyrano De Bergerac güzellemesidir. Anlayan beri gelsin.

BUGÜN KONUŞANLAR:
Cyrano: XXXXXXX
Stephen Hawking: XXX
Chuck Palahniuk: XXXX XXX XXXX
13/08/07
23:33
bornova

ödev

daha önce verdiğim ödevleri yapınız, ayrıca temptasyon nejla'dan ödev bekleyiniz, ben havuzlarda yüzüyor, güneşlerde yanıyorum anacım.


Brandon yolda, Casdechute iki dakika evvel verandadan buyurdu "Nissy! Nerdesiin?" diye, ben de ayakkabı çılgınlığına tutulmuş bir vaziyette Christian Louboutin'leri kesmekle meşgulum. Pembe bir stiletto bot vardı koleksiyonda ama nette görme şansına erişemedim. Hayattan son iki beklentim; kim-olduğunu-bilen-bilir çılgın bir koca ve super skinny kotumun altına giymek için böyle bir stiletto bot. Çok lüzumsuzum, çok tüketiciyim, lanet olsun, parazitim! Ve bu halimle pek iyiyim.

Yeri gelir Tarlabaşı'na ineriz, yeri gelir bahçelerde rakı içeriz, ben demiştim ama kimse inanmamıştı, ben büyüyünce Paris Hilton olucam.

Guugıl her adımımızı izliyor, ben şahidim XXXXXX
Brandon kod adlı uzay aracı lütfen bir ödev koysun artık XXXXXXXXXXXXXXXXX
Yoksa Temptasyon Necla koyacak XXXXX
Murathan Mungan şiir yazmasın XXXXXXX
Cameron Diaz çirkinlikten ölmesin ama bunu kabullensin XXX
Biri bana "Ne kadar negatif bir insansın hoşt pişt" desin XXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Sevgilim tatilden dönsün XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Bi kişi de yüklediğim torrentı indirsin allasen XXXXXXXXXX
Mel Gibson kel kalsın XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX (evet en çok bunu istiyorum)

ıslak mendillere yeni tasarımlar, carmen elektra'lı, jenna jameson'lu, amatör pornoculu, normali 750, tasarımlısı 2 abi XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/

80'ler ingiltere'sinin rock sound'u çorulmak suretiyle kurulacak bir şapka çıkartıcı grubun adı The Thes olsun isteriz XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/ (bknz. the smiths)

rüyalarımız gerçek olsun isteriz XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

ki bu öğlen uyuduğumda hafiften bir lain tadı yakaladım kendimde. evet bilgisayarlarımız, televizyonlarımız ve kadavralarımız vasıtesiyle psyche'yi de görürüz, umut da sır saklar, yılmaz da ambale olur XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

ne dedim ben?

sagol...

acilman kirk saat surdu

ayrica bacaklarimin bir gun ambalaj kagitlarini susleyecegini hayatimda dusunmezdim

ama dusunmemek bazi seylerin olmasina engel degil

arkadaslar siz siz olun bacaklarinizi orospik orospik pozlarda insanlara gostertmeyin


simdilik mimuncanaysenazbayirgil ile birlikte tatilimizin doruk noktasina ulastik

kendisi kirksaat photoshopta bi skim yapamamakla kalmayip ayni zamanda

gulmekten kirilmak suretiyle yazi yazmami da engellemekte

miuj

SAYIN OGEDAY BEY
gulmekten gobek kaslarim kendilerinden gecti,
tabi ama
-osururken gulmek vs. gulerken osurmak-
bu sinir bozuklugu ogedayin bacaklarinin benden guzel olmasi mi
yoksa gecenin unutulmus bir korunde o guzelim bacaklardan ambalaj kagidindan baska bi'sey yapamamis olmamis mi?

sanirim cok deneyseliz der oge

diyaloglar:

fik fik fik fik
abi neye guluyosun sen?
fik fik nkakahah

abii ne oluo ?
hehehehehelel fik fik

double fik fik fik
double kih kih

osuramiyorum ama en azindan gegirebilirim

agh agh
space-tik
olmak ve olani bulundurmak.


bu arada gordugumuz baglami size iletmekten gurur duyariz:

sabahtan beri adamlarin bacakalarina bakarak cesitli yorumlar yaptik
sonra geldik yanindaki kizlari onlara layik gormedik

ama sari pipi tasti yaaa
zavallim gul falan almiks kartoloz karinin tekine
masada romantizm esio

ulan ne balli kari ya

olm bu kadar yakisikli adam bu kariyla dolasiosa kesin ya gerizekalidir ya da hirbo

yaramasss bize

sonra AKSAM bacaklari
sabah isigi bacakalri
ve de gun ortasi bacakalri


cok mu muhim?
cok mu vahim?
durumumuz:
disconnected.

Herşeyleri yitirdiğim yerdeydim. Boşluktaydım. Tek başımaydım. -SİZLER NEREDEYDİNİZ?- Öylece, görmeden boşluğa bakıyordum. Vücudumun ağırlığını duyuyordum yalnız. Dayanılmaz, çekilmez bir ağırlık.
Yüzyıllar yaşamışcasına yorgundum. Gri duvarların içinde oturuyordum. -BİLİYORUM, SİZLER CEHENNEMİN DİBİNDEYDİNİZ.- Sürekli bir suskunluk içindeydim. Katılıp kalmıştım. Herşeylerin yitirildiği yerde.
Duvarların ittiği, sıkıştırdığı yoğunlaşmış hava gözlerimden, kulaklarımdan içeri dolup, soluğumu kesiyordu. Gözlerimi yumup, kulaklarını tıkamak kurtuluş değildir. Zaten kurtuluşu uman kim? Tek istediğim biraz daha dayanabilmekti.
Ansızın bir çılgınlığa kaptırdım kendimi. Hiç telaşsız, kolumdaki saati çıkardım. Hızla yere çarptım. Ufacık parlak parçalar taş döşemeye dağıldı.
Soluğumu tutup bekledim. Yeryüzündeki bütün saatler durdu o anda. -uzaklarda, bulutların sardığı bir yerde bir genç adam başını karanlık gökyüzüne kaldırdı. Kollarını, kendini aşmak ister gibi gerdi. Derin derin soludu. Sonra yığılıp kaldı. Ölmüştü.- Kopkoyu bir suskunluk.
-KENDİ KURDUĞUNUZ DÜZENİN TUTSAĞI OLAN SİZLER, GÖZLERİNİZ BAĞLI, DOLAPLARI DÖNDÜRMEKTEYDİNİZ.-

-----------------
Neymiş? Hepsi fasarya. Ye iç çoş gez başka ne ister bu şen gönlüm.
bir seni, bir beni. düşelim yollara. ben senin suyundan içeyim, sen benim ekmeğimden ye.
oturalım bir köşese kahve içelim, iki sevişelim. akşam olsun biraları devirelim.
yine sevişelim. sonra sen git, başkası gelsin. tutsun elimi. dönmedolaba binelim.
sen ister bekle ister bekleme. gelsen de olur gelmesen de.
başkası gitsin, digeri gelsin. alsın beni havalara uçursun.

Üçüncü kişi, tekil.
Eğleniyorum. Düpedüz eğleniyorum. Farkında değiller. Bu, eğlentimi yoğunlaştırıyor. Kestiremiyorlar. Aldırmamazlık edemiyorlar. Usul usul yaklaşıyorlar ellerinde olmaksızın. Merakın dürtüsü mü desek... Sonra ansızın kaçışıyorlar çığlıklar atıp, birbirlerini çiğneyerek. Ürküntüleri görülecek şey. Eğleniyorum ben. Öyle yüzleri çarpılmış, gözleri uğramış dışarı, gülünç çırpınmalarla öyle... Dinginliğimi bozmaksızın, düğmelerimi ilikleyip yei bir sigara yakıyorum.

Aman, tutturamadık.

ben doğmadan çok çok evvel anlamlar denizinde boğulan biri kız biri erkek iki kişinin ne suçlar işlediğini bilememiş olan annem, elinde kolalı bezi, içinde çektiği bir nefes (ki yıllar yılı bırakmamıştır aynı nefesi, çürüm çürüm çürümüştür şimdi kim bilir) pencerenin başında oturdu ve canının dünya meyvelerinden çekmesini diledi, bir umut. ciddiyetsizliğini meşgale edinmiş bir ailenin bir oğlu babam ayağını paspasa sildi, kapıyı sonra çaldı, kimin o saatte odalarda koştuğundan emin. evin önünde bürokrasi sokak, arkasında askeriye caddesi, tozlu tozlu yanıt verdi kapı, kimdir o? annem kapıyı açmadan önce bürokrasinin ötesiyle askeriyenin berisi boy'na bostanlıktı.

çıngıraklı yılanlar gibi ses çıkaran koyu mavi bir araba, kırmızı bir topa benzer ev evladiyesini ankara kışlarının çamura ve aceleye bulanmış karlı yollarında yuvarladı durdu. götürdüğü koca binanın çivisi çıkmış tahta zemininin üzerine çok sakin ve sessiz bir "tokk" sesiyle düşen evladiye, öğretmeninin sözünden hiç çıkmadı ve her evladiye gibi o da minimini bir kız çocuğunu kucaklayıp içinde farelerin fransızca öğrendiği tuvalete götürdü, sağır dilsiz taklidi yaptı, kirli dudaklarından öptü. o günlerde o okulun etrafı boy'na bostanlıktı.

güneş yakıyor ay yakıyor evladiyenin saçları kirli rüzgarlar gibi kokuyordu. her nasıl olduysa o kapalı, o içine çekilmiş şehirden uzaklaşır uzaklaşmaz bir deniz meydanına konmuş, büyümüş, serpilmişti. tam o zamanlarda bir bedeni olduğunu unutmuş, sadece kafadan ibaretmiş gibi yaşamakta idi. gözleri sınırlayan duvar diplerine oturmuş yeni çıkan uzuvlarından konuşuyordu oğlanlar. onlara katılıyor, onlar gibi konuşuyor fakat onları anlamıyordu. eve giderken koştuğunun farkında bile değildi ki acı duysun içinin dalgalanmasından. evladiye cühelalığına bir çift çorap giydirirken orlağ burlağ şurlağ boy'na bostanlık ve oğlanlara aitti.

bir gün annem uyanmadığında evladiye artık saçlarını kendi taraması gerektiğini anlayıp topyekun ellerinde jilet topyekun lavaboda kıl gülümsedi karşısına. oğlanlar aralarına birinin daha katılmış olmasını kanıksamışlardı vakit geçmeden. ne var ki şehr'i vaha artık evladiye için farklı bir yerdi ve anlayamayacağı hızla küçülüyordu elbiseleri, bilekleri paçalarından taştığında bir eti olduğunu farkedip sessizleşti, büyük eylemleri bıraktı, yorulmamalıydı ki yorulan annemi görmekteydi artık her sabah. o zaman bütün dünya boy'na bostanlıktı onun'çün. ve onun idi.

kuşların göç edişini gördüğü gün, ya gidecek ya da bir eve zorla girip... bu ikilemin düğümünü iliğinde hissettiği gündür. uzak mesafeli tüm konuşmaları es geçerek babama nispet gönlüne kısmet kaldı, kaldı ve bir silsile halinde hatalı zar atışları, beyaz topu deliğe yuvarlayışları, faullü vuruşları, kart çalışları hasıl oldu. çimlerde yuvarlandı ve ağzından köpükler saçtı, aşırılığı özü belledi, havaya sıçrayıp parçalandı, parçaları çiçeksiz bitkilerin yapraklarına döküldü. daha geçen gün dinlediği bir şarkının kime ait olduğunu hatırlayamayışından büyük nümayişler çıkardı ve bıyıkları ter içinde kaldı, odasına girdi, sesini kıstı, uyuyakaldı. odası bir ucundan bir ucuna yazıyla dört metrekare boy'na bostanlıktı ve onun içindeydi.

tesadüfen rastladım size diyemeden bir kadıncağ'zın eteğinden tutup toz dolu yollardan, yolların ritmine uygun adım geçip gitti. ellerini kavuşturdular, elleri kimseye yalan söylemiyordu, evladiye kadar kadıncağız da heyecanlı ve limitlerini aşmış idi. tanışalı beri ay yıl gün hafta ve saat hesabı yapmayı imkansız kılacak biçimde zamanı bükmüşler, bir ömrü birlikte taşımış gibi birbirine pek alışmış ve vedaları hep erken gelmiş saymışlardı. bir gün eski bir şehrin pislik kokan tren garından tarihi denen şeyi defalarca nerelere götürdüğü bilinmez bir trene atlayıp ay'a gittiler, rötarlı rötarsız. ay'da isimlerini unuttular ve şu küçük uyduda orlağ burlağ şurlağ boy'na aynalıktı ve onlarındı, öbür taraftaki kendilerine dolanıp düştüler, sarılmış bir biçimde uyuyakaldılar.

ayrıca bknz. http://ttku.org/2007/08/gum.html

Ben küçük bir kız/oğlan karışımı çocukken, satıcı olmak isterdim. Bir arkadaşımın ailesinin dükkanı olsa özenirdim içten içe. Kasada durup mal satmak, karşılığında para almak ne de hoş gelirdi sevimli minik pembe beynime. Harçlığımı biriktirirdim, hesabımı bilirdim. Biraz büyüyünce bu paramla önce kasetler, sonra CD'ler alır alır, müzikler dinler, öğrenirdim.

Sonra büyüdüm, üniversiteye gittim. Üniversitede de paramı biriktirdim, giysilerimi kendim aldım, aileme "harç ücreti 10yüz3 milyar" gibi yalanlar söylemedim, ayın sonunu hep rahat getirdim. Borçlanmamaya çalışır, borcumu mutlaka öderdim. Cimri de değildim, alışverişe tutkun oldum. Kiralara ne paralar akıttım, birbiri ardına elektronik eşya aldım, rocobop kadar teçhizatlı bir hale büründüm. Ama tutumluluğu elden bırakmadım, hesabımı yaptım ihtiyacım olmasa da.

Kendimi hayal ettiğimde kusursuz bir top gibi başlangıç ivmemle yuvarlandığımı düşünmem gerekirken, son zamanda kendimden utanır oldum. Paranın hesabını bilmek ayıp, gireni çıkanı hesaplamak küçük hesap yapmak oldu. Hesap yapmak ayıp değildi, yeter ki büyük olsun. Ama benim hesaplarım hep küçüktü; "onu alsam noluyor", "bunu satsam nasıl olur"du - işin kötüsü bu düşüncelerden pek bir zevk alıyordum, alıyorum. Ama sanki insanlar uyduruyordu bunları, onlar benden daha para odaklıydı, ben içtendim en azından. Yok ama, belki bendim pislik olan, ay sonunda parası artan bir ben olduğuma göre, bendim paraya önem verip saklayan.

Anarşik abiler beni beğenemezdi bu halimle; alışveriş bağımlısı olmuş, hesap yapan küçük domuzcuk olabilirdim belki de ben onlar için. Belki her şeyim vardı ama daha çoğunu istiyordum, birine ulaşınca diğerine geçiyordum. Hepsine değer veriyordum, ama birer hedef gibilerdi benim için pratikte. Alışverişe bağımlı olmak yalan söylemekten kötü bir şey miydi? Feminist nutuklar atarken çok PC'ydim de, yaşamak için eşyalara mı ihtiyaç duyuyordum? Hayatımın bütün heyecanı alma eylemine mi bağlıydı?

Ben zaten hep böyleydim, biriktirirdim, arşivlerdim - kullansam da kullanmasam da hepsi orada olmalıydı. Sahip olma duygusuyla bdsm ilişkiler içerisindeyim. Nedeni bilinmez, sonucu bu. Utanmak istemiyorum bu yüzden. Ne kadarı ayıp, ne kadarı doğru, ne kadarı ucuz, ne kadarı saçma ben bilmiyorum. Kendimi idare ediyorum diğerlerinin arasında her zamanki gibi. "Benden nefret etmeyin, sizden nefret ediyorum ama ilginizi çekmek istiyorum." İstekleri bitmeyen, ilgi odağı olmaya bayılan, her şeyi fazla düşünen küçük hesapların sevgilisiyim ben. Kendimden nefret etmem, sıkışırsam sizden ederim.

PS: Bu yazının ilk girilme sebebi, TTNET'in yeni kampanyasını duyurmaktı. Daha fazla hız, daha büyük arşiv, ohş mothafucka.

geçen gün ucuz bir lunaparka gittim. Ve gözlerimin içine bakan bir balerin gördüm. İnsanlar bu balerine binip kusmayı yeğlerken ben onun gözlerine baktım belki 2 çeyrek saat boyunca.. Ona sordum "bugün konuştun mu biriyle?" diye kızdı. Aşık oldum balerine. Ben bunu neden yaptım bilmiyorum.. Herkesi eteğinde döndürürken beni gözlerinin içine alıp fonksiyonel tavırlarla başımı döndürdü. En yakın sürede onun yazılarınıda burda görmek dileğiyle..

konuşuyorum

blogger'a koyayım - XXXXX
where have all the hot girls gone (by shania gayson) - XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
microsoft hayatımı yedi - bir çanta dolusu X
jack off jill - XXXXXXXXX
çitostan çıkan dövmeler XX

Hiçbişey deil de bu dengesizlik halinin yol açtığı sersemlik beni bitiriyor, kalan ömrümü ne hissettiğinden bu kadar bi haber bir ruhla beraber geçirecek olduğum aklıma geldikçe – ki bu bizim denge yoksunu terazimizin negatif tarafının ağır bastığı zamanlarda gündeme gelen bir düşüncedir- yaşama dair şevkim sanki hiç var olmamışçasına silinip gidiyor belleğimden ve bir anda kendimi bi isyan, bi çöküntü, bi derin içsel saçmalama silsilesi, hemen ardından ancak az önce saydığım evreleri geçirmiş bir insandan beklenebilecek panik halinde alınmış, birbirinden kasınç,birbirinden gereksiz ve anlamsız fakat uygulandığında tüm fani sorunlarımın çözümü olması muhtemel kararlar alırken buluyorum. Kendi hayatıma dair istikrarlı olabildiğim bir konu varsa işte o da bu kararları alıp uygulayamama rutinimdir…

Bu çöküntüyle yaşamayı kabullenmiş bir halde günü bitirip ertesi sabaha uyandığımda sanki yukarılardan birileri tarafından gece boyunca aralıksız gıdıklanmışçasına sebepsiz bir neş’e ve ağzı kulaklarındalıkla yataktan fırlıyorum. Zira henüz “hayat, evren ve herşey” hakkında düşünmeye başlamamışımdır. Tüm kemiklerim kendilerini çevreleyen kaslarla hiç olmadığı kadar bir uyum içinde, her türlü akrobatik (hadi len :/ ) aktiviteye hazır, ekşın aşkıyla kıpır kıpır, gözlerim uykusuzluk ve beraberindeki semptomlarla hiç işi olmayacağını haykırırcasına berrak ve diri… Yüzümü yıkıyorum ve bu zaten şahane gitmekte olan yaşamıma ayrı bir güzellik katıyor, geçen gece yaptığım gözenek temizleyici maske işe yaramış, 22 yaş gençleşmişimdir.

Kahvaltıda simit vardır. O gün giyeceklerimi oluşturacak alt ve üst parçalar geceleyin gardıropta verilen bir partide tanışmış, ilk görüşte aşkı tatmış ve geceyi mükemmel bi uyum içinde tarafsızlar rafında beraber geçirmişlerdir. Ve işte bir an canımı sıkar gibi olan “ ne giyeceğim ? ” sorusunun cevabı olaraktan birbirlerine sarılmış, kapağı aralamamla içeri dolan güneşi ve sahipleri beni selamlamaktadırlar. Yine bir aydınlık kaplar içimi, servise de yetişeceğimdir, topuklularla otobüs peşinde koşmadan başlayacak bir gün !!! Hayat bir dere yatağı, ben ise az önce herhangi devasa yükseklikteki bir şelaleden dökülmüş ultra debili coşkun bir dere, akıyoruz ne hikmetse…

İşyerine gidilir, harika bir gün geçirilir,işçilerle, daha önce konuşmaya tenezzül edilmeyen insanlarla, diz kapağı hizasında bir masada, çalıştıkları 1500 derecelik ocak başlarında kir pas içinde çay içilir, sohbetler edilir, kimisiyle zoraki hemşeri çıkılır.. Kahrolası kibir duygusu, emekçilerle bir olunup altına dinamitler döşenerek yerle bir edilir ( kalıcıdır diye umuyoruz… )

Eve gelinir, aylar önce “kötüyüm” deyip bir anda ortadan kaybolan bir dosttan haber alınır, iyidir artık, msn de çet bile yapabilecektir, ah canım beniiim denir, sevinilir… Kas yığını, boş beyinli sevgiliyle konuşulur, bir küsür saatini dünyanın en sığ ama şaklaban adamıyla telefonda geçirmenin ve bundan herhangi bir rahatsızlık da duymamanın hazzıyla huzur hissiyatı iliklerinize kadar işler. Ne kadar basit ne kadar yüzeysel, o kadar acısız düsturunun ellerinden öpülür… Derken biri girer odadan içeri, hararetle bişeyler anlatmaya başlar ve artık nasıl bir mimik yaptıysanız “senin ne salak yerlerinde gamzelerin var farkında mısın, şimdi de alnının ortasında çok saçma bir çukur çıkmış, .o.ondaki gülden bahsetmiyorum bile.. zuahahha ” gibi bir cümle çıkar ağzından, zaten nasıl göründüğünüzle ilgili az takıntınız varmış gibi bi de bu nahoş üslupla söylenmiş yeni bilgiler ışığında ufaktan bi canınız sıkılmaya başlar. Bunu takip edecek ;

Gecenin 11 inde, en fazla 30-40 dk sürecek yürüyüş + dondurma içerikli bir aktivite için seçtiğiniz eşofman ve askılı bodynizle sizi, kendi sivri burunlu, altın rengi pullarla bezeli ayakkabıları, aynı ışıltıda ve rüküşlükte bi bluz, (abartmıyorum) gelin başı denebilcek özenle ve binbir postişle desteklenip salınmış saçları ve yüzünün üzerinde 1-2 cm kalınlığında yer yer farklı tonlarda vurgulanmış bir boya badana katmanı, etrafını saran yoğun parfüm bulutunun içerisinden o baştan aşağı süzen aşağılayıcı bakışlar / bu derece süsleneceğini bilsem en azından bi kot neyim geçirirdim popoma ! / , yolda konuşarak geçecek dakikalar esnasında caddede yoyo oynamanıza, lombak ‘ ı özlediğinizi söylemenize (oysa kasıt deli cevat ve baruter dir ) , dinlediğiniz müziklere, izlediğiniz filmlere, arkadaşlarınıza, sevgililerinize ve nihayetinde hayata dair genel tavrınıza yönelik bi dolu eleştiri, hor görme ve.. en beteri de bunları işitip kendini savunamama, anne baba yerine koyduğunuz, tek bir övgüsüyle tek bir yergisiyle sizi moddan moda sokabilecek kudrete ve etkiye sahip, hayatta zaafınız olan tek kişiye karşı cümle dahi kuramamak, saçmalamak, bi ezilmek bi ezilmek.. artık anlayın gerisini…

Tam emin oluyorum; hayat kesinlikle bozulmuş bir süt kadar leziz, sonundaki twist bilinerek izlenmiş bir gerilim filmi kadar sürükleyici, bir babun poposu kadar sevimli... kısaca mutsuzluk, tatminsizlik ve acı dolu… Sonra yine bişey oluyor, güzel bişey ve kendimi ağzım kulaklarımda abuk danslar yaparken buluyorum… Oysa tek istediğim istikrar ve düzen… Ne biliyim odam toplu olsun, tek bi sözle dünya başıma yıkılmasın, geçmişe ait birine rastlayıp vicdan azabıyla dolu geceler geçirmeyeyim yani mutlu olduğumu hissettiğim anlar bu kadar pamuk ipliğine bağlı olmasın, bi kapıdan girer girmez yerle bir olmasın…

Gayet gerekli ve anlamlı bazı çıkıntılarımda oluşan acı hissiyle bu haddinden fazla uzun yazıyı burada kesiyor ve muhtemelen güzel geçecek bir güne daha uyanmak için yatağıma zıplıyorum.. Lanet olsun dostum, size bir daha hayattan bahsetmeyeceğim.

ben küçükkene boğazımda gördüğüm damarların herbirini bişiy borusu zannederdim.mesane; gazoz borusu, su borusu, bonibon borusu vs.official deli (bkz. çocuk) olmanın değerini bilemedim, çok üzgünüm.

winston soft çarpı bile değil
su böreği çaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaarpııııııııı
kola az çarpı
ishal olunca aspirinli gazoz içmek eski çarpılardan

esti kavaklarımın yelleri
yeller ki
aldı götürdü hayallerimi
hayallerim ki bulutlar üzerinde
bulutlar ki uçurtmalardan yüce
esti kavaklarımın yelleri
çaktı şimşeklerim
ama kuru kaldım ben
sekti damlalarım
damlalar ki çıktı gözlerime
kuruttum onları da

bunca kraliçe varken kondun yaprağıma
esti kavaklarımın yelleri
kaydın gittin seken damlalarca
elim kolum yok benim
esti mi kavaklarımın yelleri
yıldızları kaydırırım bulutların üzerinde
kaydılar ki göremedin sen
sen ki tutunamadım
hep istedim
hiç istemedim
uçtu gitti kelimelerim
taş kesti goncam
goncam ki sallandı yellerce
yeller ki
teğetim
sana hep teğet geçtim
geçtim ki durduramadın
gittim
esti kavaklarımın yelleri
bir sen estin
bir onlar
elim kolum yok ki benim
hep istedim seni
hiç istemedim
sen durduramadın
ben gittim.





horaley görsel üretim alanı XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/






sinekkavanozu XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/


bi gecede oturup 4 tane mektup yazmak XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
nev XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX


 

Bugün Konuşanlar | Kollektif Beyin Boşaltma Saçmalama Saçmalatma Çarpma Çarpılma Çarpılama Alanı | 2007-2009 | Tüm Hakları Çamaşır Dolabının Çorap Çekmecesinde Saklıdır