Pırezınt Pörfekt Tens ya da büklüm büklüm yarin saçları, gelir kendisi çaydan aşağı
2 makbule . Jeaquline
*Zaman
**Bükülmece
***10 yıl? 6 yıl?
(ne olur ne olmaz)
"Öhehem..!" diye ibrahim tatlıses tarzı boğaz temizleyerekten gireyim
konuya. Bu zorlu ödeve başlamadan evvel çok araştırma yaptım,
kütüphanelerde sabahladım, 100 kişiye sordum 98'inden cevap aldım ve işte
burdayım.
Şimdi; resmi kayıtlara bakarsak Kar romanı 2002'de basılmış. Hemen
müyendiz kişiliğimi konuşturup hesaplama yapıyorum, 6yıl önce yazmaya
başlamış olamaz Kar romanını çünkü kitap zaten 6 yıl önce basıldı (burada
Nobel ödülünün başka skimdirik nedenlerden ötürü verilmediğini ve Nobel
ödülü alacak bir kitabın birkaç günde yazılamayacağını varsayıyor, en
azından sayın OP'nin kurduğu cümlelerden o zekada olmadığını
çıkartıyorum). Zira canlarım, şu cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum
yeniden: "10 yıl evvel düşünmeye başladım ama altı-yedi yıl evvel yazmaya
başladığım ‘Kar’ romanı yayınlandıktan sonra.". Bu nasıl bir cümle
düşüklüğüdür, nasıl bir anlam bulanıklığıdır, dili bilmezliktir. Şahsen
bir yazar kendi editörü olabilmelidir, sen dilini adam gibi
kullanamadıktan sonra, kitabını kotaran -anlaşılır hale getiren- editörün
olduktan sonra ne anlamı var!
Az buçuk sinirlerimi boşalttıktan sonra sıra geldi daha zor kısma:
kitleler için anlaşılır kılmak. Alıntıdaki son cümleyi göz önünde
bulundurur ve muhterem OP'nin 7 -ya da 6, o sorunsala daha sonra
değineceğiz- yıldır bu kitapla uğraştığını düşünürsek kendisinin son on
yıllık yazın hayatının kronolojisini şu şekilde çıkarmak doğru olacaktır:
1998: Benim Adım Kırmızı isimli romanı basılır.
İsmi daha sonra Masumiyet Müzsei olacak ktiabı düşünmeye başlar.
1999: Yazarımızın kredi kartı borçları vardır, parasız kalır, yazacak bir
şeyi yoktur, Masumiyet Müzesi hala oluşamamıştır, düşünülme evresindedir,
o yüzden Öteki Renkler adı altında eski yazı ve söyleşilerinden seçip
seçip bi kolaj kitabı çıkartır yazarımız.
2000: Yazarımız hala düşünmektedir, diğer yandan da Kar'ı yazmaya
başlamıştır kendisi. Onun dışında yapacak pek bir şey bulamadığından bu
yılı milenyumu kutlayarak geçirir.
2001: Sıtil tinking end olso vırayting Kar(Sınov).
2002: Kar basılır. Sonra boş kalan yazarımız Masumiyet Müzesi'ne geri
döner, bu sefer oturup boş duvara bakıp kahve yudumlamaktan vazgeçip
yazıya dökmeye başlar. Ama kitabın bahtsızlığı işte kadim dostlarım, OP
bu kitabı bırakır ve İstanbul: Hatıralar ve Şehir adlı anı kitabını
yazar, bir nevi depodan yer yani. Bu kitap basıldıktan sonraki 5 yıl da
Masumiyet Müzesi'ni yazar, son bir ıkınmayla basılır kitabımız. Kolay
değildir o kadar küçük delikten çıkması, 500 sayfalıktır roman, oku oku
bitmez. (Gerçi 500 rakamı OP'nin ağzından çıktığından lütfen fazla
takılmayınız.)
İşin özü sayın seyirciler, kendisi 98'de düşünmeye başlamış, 2002'de yazmaya başlamış, bir sene ara vermiş, 2003'te tekrar başlayarak toplamda kendisi 10 dese de yine de bir wanna-be müyendiz olarak onu 9 sene diye düzelttikten sonra, 9 senede bitirmiştir best selır romanını.
Orhan Pamuk'taki zaman bükülmesine gelecek olursak; ..
Amaaan, valla gelesim yok, yaşına verip güzel(!) hayatıma devam etmek, karşımdaki FSM manzarasına arka fonda Chrysalide ve elimde çayla beraber dalmak istiyorum, yemişim pek sayın noğbıl pırayz vining vıraytır OP'yi.
Bu arada fotoğraftaki bıyık ve göğüs olayı için özür dilerim, Türk'üm ve vazgeçemiyorum alışkanlıklarımdan, genlerime işlemiş.
Hepinize şu mübarek ramazan ayında hayırlı akşamlar diler, bol bol kadayıf yemenizi temenni ederim.
özetlen... cevap kağıdı, naber?, ödev, peyint harikası
BG: Orhan Bey, ‘Masumiyet Müzesi’nin konusu, fikri ne zaman ortaya çıktı ve nasıl?
!OP: 10 yıl evvel romanı düşünmeye başladım. Bu bir aşk hikâyesi, aşk romanı... 10 yıl evvel düşünmeye başladım ama altı-yedi yıl evvel yazmaya başladığım ‘Kar’ romanı yayınlandıktan sonra. Arada ‘İstanbul’ hatıralarımı yazdım. Sonra, aşağı yukarı yedi yıldır hep bu kitapla meşgulüm.
kaynak
Yukarıdaki Orhan Pamuk(!OP)cümlesinin zaman çizelgesini çıkarınız, bir grafik ya da anlaşılır bir naratif üzerinden açıklayınız. Cümleyi en büyük kitle için anlaşılır kılan öğrenci ve en masum bir arkadaşına İtalya'daki Masumiyet Müzesi'ne 3 günlük seyahat bileti verilecektir.
Kurtarıcı soru:
!OP Cevap1,son cümle: Sonra, aşağı yukarı yedi yıldır hep bu kitapla meşgulüm.
!OP Cevap2, son cümle: Ve altı yıldır bununla uğraşıyordum, evet.
Orhan Pamuk'ta zaman bükülmesi konulu bir makale yazınız, kenarlarını süsleyiniz.
Ayrıca ropörtajı sonuna kadar okuduğunu belgeleyebilene yarım altın takıyorum.
özetlen... Orhan Pamul the evil OP, ödev
Bu Cumartesi gecesi de dışarı çıkmamamın birden fazla sebebi olmalı.
Her şeyden önce bozuk ağızlı, genel içinde özel eğilimli, kitap kurdu bir akıllı bıdık değilim - hiç de olmadım. Kaşlarımı kaldırıp ait olmamanın ne acılı bir süreç olduğundan hiç bahsetmedim. Çünkü değil. Yıllardır yaşıtlarım mutlu olmak için birbirinin aynı kaoslar yaratırken ben buna anlam veremedim.
İnsanların huzursuzluğu, yalnız kalmamaktan kaynaklanıyor bence. Kendini bilmeye, tartmaya zamanı olmadan ilgi görüyor çoğu. İlginin sonu belli. Bir yerden sonra zeki olmak da kurtaramıyor kimseyi sıradanlıktan. Hayatını etkili yöneteni görebiliyorum. Belki ben hastayım biraz, ama insanlar kesinlikle sıkıcı. Gerçi bahaneler mantıksız gelmiyor, "İyiliğin sonu yok".
sadece kurbanın (herhangi bir insan olabilir) çığlık attığını duyup vücudunun defalarca kasıldığını hissedebilmek ve bunun üzerine ekstrebilitelerini kilitleyip dişlerimi zavallının trapezius'una daha fazla geçirmek istiyorum.
cinsel bir alt metin yok, sadece ev ve ev arkadaşı aramaktan gına geldi.
elimde olsa bütün bu şehri tek bir doğal afet ile, şu an(26:08:08:04:38:24) 8. defa sulara gömebilecek bir ruh halindeyim.
tanrınız olmadığım için bana dua edin.
özetlen... kalıplaşmış bir tabir olarak: sikerler

bir yaz sabahı soğuktan titreyerek uyandığımda zaten açık olan pencerenin pervazında duruyordu. ne yapıyorsn orada demek üzere yanına gittim ağzımı açtığımda içime kaçtı. çık oradan dedim ısıt beni dedi. emrivakileden hiç hoşlanmam ya, artık parçam olduğundan mı nedir, kabulleniverdim. gittim içeriye çay demlemeye, çay boğazımı yaktı ona ulaşınca donuverdi. Daha sıcak, dedi kabanımı giyip çıktım sokağa hazirandı sanırsam. İki tane dosta rastladım yolda bana bira ısmarladılar benim içim ısındı o daha da dondu kalp atışları yavaşladı küçük küçük. yürüdük yolda bir kargaya rastladık karga bana baktı ben kargaya baktım kanım dondu damrlarımda o içimde doğruldu kanat çırptı. karga havalandı kafama kondu saçımdan bir tel kopardı ya da birkaç tane yükseldi uzaklaştı içimdeki kanatlar durdu dondu.
PS. kadöşütüm hocam, ödev verildiğinden nir gün sonrasından beri taslak olarak dururdu dolabımda bir türlü yazamadım. iki gün önce işteyken elimdeki hanehalkı sorukağıdında 15.08 yazdım, yazdığıma baktım ve hiii bugün internete girmem lazım dedim, giremedim. bugün demicekmişim, yarın demeliymişim aslında, şimdi de dün oldu. HEPPİ BÖRTDEY KADÖŞÜT. (flair olarak mı yollasam?)
PS2. hikaye saçma geldiyse de affoluna, gerçektir.
ooohooov meriba, tabii ki de tatilde falan degilim. bodrum'a, antalya'ya, kas'a kalkan'a, silebezci olimpos'a gitmedim. fethiye'de, kendi evimdeyim. tatil beldesinde tatil yapmiyorum, gozlerimin altini ustunu her yanini siyaha boyayip gotik olabilirim. gozden kasa gelelim, kaslarim guzel. saclarimi kestirdim, cok kisa oldular. olsunlar bakalim. biraz da benden bahsedelim, bugun benim icin konusuyorum. her zaman herkes icin diyecek bir lafin var ttku diyenlere oh bir kosu bandi hediye ediyorum.
ben gidiyorum simdi, bye. ben gidiyorum artik, bay. baska bir kit'a-da okumaya gidiyorum. okuyacagim ve ucuz dijital slr fotograf makinasi dusurmeye calisacagim. yolumdan cikip amacimi sasiracagim, bir cok partiye katilacagim. haftasonuna persembede baslayacagim. tabii ki sizler icin de birer long island ice tea icecegim. sonra yaniniza gelip the marmara'da da ictim ama long island'ta yapilanin tadini bir turlu bulamiyorum diyecegim. elbette wayfarer gozlugum yok ama tipimde var degil mi; bu kizda kesin o gozluklerden vardir diyesiniz geliyor. inanin ama bende yok, gurcistan'da bak neler oluyor. gurcistan'da bak neler oluyor, bak yanginlarda kimler oluyor.
yuzumde hic yaz okuluna kalmis ifadesi yok, evet. yaz okuluna elbette kalmadim ama okulumu bir donem uzattim. hayirli bir is icin uzattim cunku gidiyorum. gitmek her seye degiyor biliyor musunuz dostlarim. belki iste simdi sampanyanin tadina bakmak ister misiniz. artik gitmenin heyecani yuzlerimden okunuyor.
yani hayat farkinda olmadan ezberledigimiz, kendi kendimize soyledigimiz pop sarkilarinin bi degisigi; o sarkiyi mirildandigini anlayan arkadasinin hayretle suratina bakarak seni kendine getirmesi ve ezberlemisim resmen diye aciklamada bulunman gerektiginin bilinci. simdi bendeki bu suat suna nereden cikti. haaaaydi gorusuruz.
beni arayin sorun, ben sizi ihmal etmem ben hep sizi anar hatirlarim. yaptiklarimiz he unutulmamak icin ya, hepimiz biliyoruz hani.
İyki doooğğduuuuğğn OOOGEEEE!
Ama allah belanı da versin ucundan, aradık açmadın (cabbar et moi).
Burdan yazmaksa günü elli dakka geçe aklıma geldi ama napıyım. Bühü.
Pakedini bekle çocuk. Seviyoruz seni, BK'cak (ve ayrıca sopranos olarak da :) ).
fransalardan sesimizi duymamaca XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
şımarık doğum günü piji olmaca XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
kesin sevgilisiyledir XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX/
çekeceğin var XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
özetlen... casdechute
Ödeviniz budur. Gençliği korumak BK'nın elinde! Haydi klavyelere!
özetlen... ödev
ya içimden kocaman küfürler geçiyor, hiçbirini etmiyorum bu cici kızlığımı birazdan dokuzuncu kahveyle cezalandırıcam.
küfürün nedenlerine gelelim
kafama bilmem napiyim çünkü
işleri hep son dakkaya bırakıyorum ve bu cok sık görülen bişiy, beni özel biri bile kılmıyor ne işe yarıyor, hiç
ayrıca söylemek istediğim nerdeyse başka bişiy yok kişisel olarak yani gelelim toplumsal mevzulara..
toplumsal
toplum! sal bünyeyi
çalışma misal
demesi kolay da bu mottoyu da tuzu kuru biri uydurmuş gibi gibi geliyor bana, eğer ki fikir sokaklarda takılan diyojen kılıklı bir insandan cıktıysa önünde saygıyla eğiliyorum
velhasım kelam adamın kira derdi yok demek ki
ya anadan zengin ya da sokak cocugu
sabah aklımdan geçenlere bak ben kahve yapmaya gidiyorum
dönünce devam edersem o sokak cocuguyla tanışma ihtimalim çoğalmış olacak
göreceğiz
adiyos.
Deneme bir kiii, bir kii!
Evet, sanırım halen varım.
Varlık anlayışım, internetin sanal olduğunca kara dehlizlerine fırlatılmış iki satır boş yazıya eşitlendi. Geceleri gezen terör olaydım.
Bir süredir kimi parça bölük durumlar var haklarında yazmak istediğim; lakin gözeneklerim ter ve tozla kaplandığı için ıkınmalar kar etmiyor. Yazın yapmadıklarımın suçunu yaza yükleyip, döngüyü gelecek sezon kaldığım yerden devam ettirmek adına besliyorum, içeriği konu başlığından öteye geliştiremiyorum.
Mesela; öğretmen çocuğu olmanın trajikliğinden bahsedecektim. ''Hoca camide bebeğim! Bir öğretmen çocuğu olarak bunu en iyi sen bilmelisin!''den... Tanımsız ve sürekli değişen bir küçük burjuva ahlakıyla içi doldurulmuş öğretmen kavramının, gerçekten uzak hareketler içerisinde bulunmaya itilen pre-adölesan kurbanları... Ütopik varlıkların distopik evlatları... Görüldüğü üzre cümle değeri taşımayan kimi tanımlardan öteye geçemeyip, noktalama işaretleri içerisinde nefretimi en çok(aradığınız sıralama yok sanırım) toplamış ''üç nokta''yla dağlıyorum avuç içlerimi; ''her gün biraz daha tükenerek''. Ergen şiirinde ''avuç içi''nin önemi de gündeme getirilmesi gereken bir diğer konu bence.
Sonra, bir süpermarket rafında bir takım popüler kitabın yanıbaşında gözüme ilişen, Seda Sayan ve Onur Şan çiftince verilmiş bir röportaj var elimde. ''İtaatkâr ama bir o kadar da güçlü ve oldukça sevimli ve işleri el altından çekip çeviren ve namuslu kadın'' ile ''derinde bir kedi, yüzeyde adeta bir aslan; cömert, sevecen ve kaya kadar duygusuz ama gerektiğinde ağlaya da bilen erkek'' i tüm güzelliğiyle gözler önüne seriyor. Her sağlıklı çift gibi onlar da çocuk istiyorlar, ortalama dört kelimelik cümleler kuruyorlar.
Bir de törkiş egzorsist'te türk toplumunun ahlaki ve benzeri rtük patentli özellikleri açısından incelenmeye değer kimi sahnelere rastladım ancak bunları da ''izlenimlerim'' tadında başlıklar dışında ''ne toplaya ne de derleye''biliyorum. (var böyle)
Tüm bunların ışığında ''bari yapamadıklarımı yazayım cinliği''ne başvuruyor, kıçımdan tanım uydurmayı inatla kesmiyor ve haykırıyorum:
Nalet olsun bu hayata!
ahah milliyeytimbakanlıı sakıncalı içerikten ötürü sevgili bugün konuşanlar'ımızı yasaklamış a dostlar. bu da bir ara nağme olsun, götlerine cetvelimiz sokuşsun. (olmadı bu kafiye, neyse)
bu arada, çalışmalarınızı sıklaştırın karpuz yiyeceğinize. aslında bir yazı akışı var farkındayım, fakat dikkat yönlendirmek istediğim bir husus var: cabbar'ın şu animasyon procesi için verdiği ödev. hafiften aciliyeti olmaya başladı ve buradan iyi hikayeler çıkacağına düşünüyorum. ulan bi prodüksüyonda adınız olur, fena mı be. hem geyik yap hem speşıl tenks tu listesinde ol, kolay iş değil. hem nerde öğrenciye yardım eli? ha cabbar demeye utandı, ben darlıyorum, o ayrı, vallahi bu işten karım yok (yalan).
bir de, ilerleyen zamanlarda türrrrrk tarih ve gündemini anlamsızca işgal eden mevzularla ilgili nazlı ılıcak tadında üretimler bekliyorum. yani günceline koyayım bize bişey olmasın ama bu konu ile ilgili ortalıkta sömürülecek baya malzeme görüyorum, vazelinli şaplak atarcasına eğleniriz ayol.
hepinizi öperler.
*brandon sasalı'dan bildirdi.... -reklam-sasalı, bir dünya markajı-*
Karşılaştırmamı yaparkene gerçek kanlı terli dövüş sporu olarak sokak dövüşünü alıyorum ve karşısına her türlü amerikan güreşini koyuyorum. inceleyen kişi olarak objektif olmak yerine doyamamış yağ oranı yüksek bir amerikalı olacağım beş dakika için.
-sokak dövüşünü televizyonda izleyemezsin. nokta. eğer amerikalı değilseniz ikna olmadınız ve aşağıdaki maddeleri de okumak istiyorsunuz.
-güreş etkinliğine kız arkadaşınızla gidebilir, bir celebritynin hemen 3 arka sağındaki koltukta oturup izleyebilirsiniz. büfeden alışveriş yaptınız değil mi? bir tür sinemadasınız ama bağırma hakkınız var. tamamen güvendesiniz. güreşçilerden biri sahanın dışına çıkıp hakeme sandalye fırlatsa bile kesinlikle size doğru gelme şansı yok. sokak dövüşünde ise ringi sizin oluşturmanız lazımdır. adam size çarptığında kaçacak yeri olmadığını farkeder. ayrıca dövüşçülerin koçları ekstra kavga çıkartmak için fırsat kollar. (hayır ikisini de hiç izlemedim, tahmin etmek çok harika)
-amerikan güreşi sektördür. hulk hogan'ın dangoz filmlerinden birisini hepimiz izledik. inkar etmeyin. ringde de bir film oynanır. seyirci gerçek olamadığını bile bile (ayrıca hepimiz en az bir kere baba modelimize "bu güreş gerçek mi" diye sorduk) oraya gidip izler, hatta eğlenirler. maç başlamadan kazanan bellidir. ortaya bir şov sunulacaktır, seyirciyi cezbeden budur. çok salakça değil mi :( sokak güreşi gerçektir. adam yaşamını dövüş bahisinden kazanacağı paralara bağlamıştır çünkü. ne kadar dayak yese de ertesi gün yine çıkar dövüşür. gerçektir. burada soru tsubasanın yarıda kesilen bölümünün devamını mı yoksa şampiyon kulüpler kupası finalini mi tercih ederdiniz? ben benjamini izlerdim..
-yukardaki maddeyle bağlantılı; güreş daha popülisttir. her sene posterler, dvdler, oyunlar; onlarca lisans anlaşması. amatör küme play-offları her zaman daha eğlencelidir ama az kişi izler.
listemizi bitirdiğimize göre ödeve ekstramı da çakayım. sizi kimbo slice ile tanıştırayım.
Kimbo vs Gannon
ilk yenilgisinin efsanevi videosu ._.'
özetlen... cevap kağıdı

Az önce kendi çöplüğüme yazarken farkına vardım: bu sorunun cevabını tek başına bulmam çok zor.
Bu yüzden de ödev veriyorum.
"Neden insanlar gerçek kan ve ter içeren, çene, kol ve bilimum kaburga kemiği kıran "spor"lar dururken, penthouse pornosu tadında WWF ürünleri izlemekten zevk alırlar?"
Ödül: Hünkarbeğendi.
özetlen... kalıplaşmış bir tabir olarak: sikerler, ödev
Conan ve Donan Kusa (lat. codokus familiaris) Alternatif Son ve/veya Hayatini Anlamlandirma Cabasallari
0 makbule . casdechuteBen bu diyara nefes dursun diye ordu cikarmadim
Ordu; ben
Cikanlar; oydu
Bolen ve de kalanlar...gazi oldu.
Anit diktiler arkasindan,
Mum yaktilar basucunda mezarin.
Bir islem de boyle sonlandi,
Bir sinav daha boyle bitti dediler.
Oysa...
Ben burada, ben degildim
Bitmis ve yenilmeyi ertelemis...
Dusun, nedendir ki gordukleri hep kuslar, bulutlar, pembe balonlar?
Havada suzuluyorlar.
Derken,
Durmus gibi yapanlardan birkac tanesi dusuveriyor.
Urkekler;
Ulsersiz erkekler,
Kansersiz bedenler.
Tir tir titrer-ler.
« Kus! » dedi.
Yavas yavas ilerlerken,
Kus dedi, beni yakaladi.
Aldi goturdu;
Fildisi kuleler...
Bildigimiz yerler,
Hikayeler.
Kus dedi ve atladi ustume!
Pervasizca ve yersizce...
Korkmus mini mini bir kus donmustu?
Acti penceresinin panjurunu;
« Yine iceri, hep iceri... » dedi.
Yutkunmustu,
Ufuklarda kaybolmus,
Hayat bastirmadikca batmaz olmus.
Sonra pas verdiler,
Onu pas verdiler,
Pes etmediler
Ama es gecmeden,
Kafasina tam onikiden bir rovasatayi esirgemeden,
Pas verdiler onu.
Ona vermediler;
Onu bana verdiler.
Dogmus oldugum,
Dogacagim
Icinde olup dirilecegim insan kilifi... dantelsiz.
Gun oldugu, gece oldugu,
As hatta koyun oldugu gibi;
Insan bedeni:
Kininda kilic... gibi...
O ki, bedensiz
Ben pasi alincaya... dek.
Benden oteye gol yok!
Gol yok dedim.
« Kus! » dedi tuylerimden tuttu beni!
Kanatlarimdan salladi...
« Ozgurluge uc! » dedi,
« Uc! » dedi, tekrar etti.
Sarsti beni.
Asabi kildi.
Kilifimi bozdu,
« Kus! » dedi bana « uc! » dedi.
Kactim ama ucmadan,
Uctum ama kosmadan;
Kanat cirpmadan.
Ozgurluge teget gecmeden inadina,
Ozgurlukten bir parca koparmadan,
Gittim penceresine kondum.
Salt merak.
Sarki soyledi bana;
Kus dedi, uc dedi.
Yine kondum,
Hala susmuyordu.
Terbiyesiz.
Kis geldi sonra,
Ben de dondum.
Elaleme rezil?
Iste boyle oldum.
Imza,
Kus.
Siradan konan ve donan kuslar (lat. codokus familiaris) endangered species'i hakkinda bir nostaljik calisma beklentisi icinde odevimi vermekteyim. Bu unique canlinin hayatina bir anlam kazandirmak ve de toplumun sempatisini kazanmak icin elinizden geleni yapin. Hedef kitlemiz cocuklar olmamakla beraber sarkinin yaygin versiyonunu tamamiyle kullanmak yasaktir, kismi olarak kullanilabilir. Kusun agzindan yazabileceginiz gibi cesitli epistoler eserlere de yol acabilir bu proje, kusun ask hikayesi neden olmasin? Derinlere inin. Icinizde bu sarkiya gicik olmaniza sebep olan her ne varsa dokun ve de yokedecek sekilde yeniden yazin.
özetlen... anlamlandirma cabasali, aysen, britney spears, codokus, digestive problems, donan, gulnur, hayvanlar, kabiz, kankilerim, kus, latince, neriman, odev