balbutie.

Bir keresinde bir arkadasimi intihardan dondurmek icin ergenlik donemlerinde bir tavsiyem olmustu. Madem intihar ediyorsun o zaman gel bana once planini bir kagida yaz ben olur, olmaz diyeyim ondan sonrasina bakariz demistik. Yardimci da olurum sana istedigine ulasman icin ama oncelikle kesinlikle istediginin bu oldugundan emin olmam gerekir demistim. Nihayetinde onemli bir karardi bundan dolayi ikna edici bir intihar senaryosu ile karsima gelmesi lazimdi. Yillar sonra ayni aktiviteyi kendim gerceklestirmek istedim, boyle bir eyleme ne kadar egilimim vardi ya da cidden bunlari dusunmus olabilir miydim sorularina cevap ararken daha farkli noktalardan konuyu ele almaya basladim.

Buyuk baslik: istek.
Yaninda bir percem: karar vermek.

Bilmiyorum, bu gece ilk once olum mektubumu yazmak istedim yeteri kadar cabalamaktan ziyade oturup vakit oldurmek daha yararliydi. Evet. Neden bir sekilde insanlarin bana bakip benden nefret edeceklerini dusunmek gibi ergenlikten gelen bir travma sahibiyim. Hatta kimlik sorunu olan bir pelusum var. Onun da adi travma. Birden olumun resmini cizmek istedim. Olmadi. Cok sacma fikirlerimizi duzenleyemiyoruz bile. Bilincaltimin raflari nerede? Ya da zaman dedigimiz o nizam getirmesi gereken unsurumuzdan ne haber? Yoklar, cok basit yok olmuslar.

Betimleme yapamam. Kendimi bildim bileli yapmam. Gorduklerimi anlatamam, cizemem de. Sizin gercekliginize ait degilim. Ne yazik ki. . . Ben Pidi Rowls'un gercekligindenim. O kim? Betimleme yapamam.


Sonra bir adama sordum. Beynim cok mu hizli isliyor? Nasil oluyor da bu kadar soru sorup cevapsiz ve aciz kalabilir ki insan. . . Sokaktaki bir adama sordum; hey dostum derdim ne benim? Amerikanvari oldu dediler. Kameralara oynuyorsun, isiklar ustune vurmus dediler. Yalan. Yalan diye bagirdim ve aglayarak o sahneden de uzaklastim.

Ne zaman olecegim yenge? Ellerimi kavusturdum ve tesbihimi cevirerek sordum. Beyaz coraplarim goze batmiyordu. Hayir, batmiyor. Cok guzeller dedim kendime. Gurur duymaya calistigim oldugum ya da olabilecegim hersey ile. Nafile. Ben de nargile tutturmeye devam ettim. Onumdeki yengeyi de aldilar, goturduler siyah kiyafetli adamlar.

Sonra bir dilenci vardi. Her gun ayni saatte ayni yerden gecen adamlardan degilim. Bazi gunler bazi saatler bazi yerlerden geciyorum ama tekrar edince kulaga igrenc geliyor bu yaptigim sey her ne ise. Bazen gecerken dilenci var. O oldugunda hep gelir bana sigaran var mi diye sorar. Aglayan kopek gozleri ile degil, efendiye bakar gibi degil. Daha cok bana sigara ver emredici gozleriyle. Artik hayata bir fransizin bezginligi ile bakabiliyorum bu yuzden kendisine direk olarak hayiri cakar yoluma devam edebilirim. Buna da at gozlugu takmak diyebiliriz. Duyarliligin nerede? Anaokulunda duyarlilik dersi almadim, kimse gulmeyi de ogretmedi bana. Ondan. Ne onemi var ki? Ben bu gun bilincaltimda, dilenciye dogru yurudum. Hey sen dedim ama unlemsiz bir hey sen oldu agzimdan cikan. Sonra durdum. Sigara ister misin dedim. Istedi ama gozlerini asagi egdi. Verdim. Saol. Gittim.

Atla! dedi bir balik digerine. Bunlar atlayabilen baliklardi. Sanilmasin ki kelimelerle aram cok iyi. Sadece hizli dusunuyorum sanirim. Duzensizim ve de her gecen gun bir jole edasinda iskeletimden ve de beni nizama getiren her turlu uzuvumdan kurtuluyorum. Dogru. Mide bulandirici.

Bundan sonra sekiz adim daha ilerleyeceksin ve de yukaridaki hoparlorlerden adini haykirdiklarinda hizli bir sekilde kendini yere kapayarak "ben yapmadim, ben yapmadim" diyerek aglayacaksin. Sana cilekli pasta getirecekler. Kremasini bol koysunlar istersen.

Atlayan baliklari ikinci kapidan girince sola bakarsan gorebilirsin. Ikisini de kurutup oraya astik. Kefaller genelde atlar bazi rivayetlere gore ama onun metaforu dahi kokustu artik, ben sana bu odadaki nem oranindan ve de ucan baliklardan dolayi pek tavsiye etmiyorum bilincaltimin kuzey kanadini.

Sonra kalkip gideceksin.

Bu yaziyi yazdigim icin benden nefret edeceksin.
Ben de eve kapanacagim. Sonra gelecekler.
Zorla ac elmas kutunu goster diyecekler.

Ben de kukumu gosterecegim.
Bilincaltimin kukusunu.
Cunku anlamamis olacagim ya da cidden elmaslarimi gostermek istemeyecegim.

Sonuc: sasiracaksin.

7 makbule:

  1. whoosie dedi ki...

    yazar şahsında tüm daral daral daralanları benimle kadıköyde bir hafta (hadi 10 gün olsun) geçirmeye davet ediyorum. ellerimle hazırladığım yemekler ve günaşırı moda'da gün batımı izlemek fiyata dahildir.  

  2. aynalı pastane dedi ki...

    haftasonu çıkar gelirim valla. nefessiz kaldım duvarlar içinde.  

  3. casdechute dedi ki...

    ucak biletini yolla gelirim, ya da neden ucak biletini kendin kullanip fransa'ya vuzi cikarmasi yapmiyorsun?

    arkadaslar lille civarinda gecici bir surelik subemiz var, ilgilenenlere duyurulur.

    her ne kadar kibar bir cagri olsa da aynali pastane kadar gelirim iddiasinda bulunamiyorum

    tesekkurler ^^  

  4. whoosie dedi ki...

    keşke ekim civarı olaydı, dolaşırdık pariste, iskoç rugbycilere bakardık:)

    pastane beycim, buyrun gelin ama bu haftasonu olmasın, paralandığım bi zaman olsun, kahvaltı ederik, scrabble oynarık, manyak arkadaşlarımla falan tanışırsın (referans için bkz: brandon)  

  5. casdechute dedi ki...

    ahahah rugby de yalan valla
    baktik da ne oldu, biri de gelip yanagima opucuk kondurmadi hah

    bugunkonusanlar sosyallesme cabalari vol 1  

  6. whoosie dedi ki...

    ehah ben de bi türlü cesaret edip kiltlerine astıkları o çantacıklarını isteyemedim. vermezlerdi gerçi:/  

  7. aynalı pastane dedi ki...

    hihi. olur. bugün konuşanlar buluşuyor zirvesi.  


 

Bugün Konuşanlar | Kollektif Beyin Boşaltma Saçmalama Saçmalatma Çarpma Çarpılma Çarpılama Alanı | 2007-2009 | Tüm Hakları Çamaşır Dolabının Çorap Çekmecesinde Saklıdır