Bir bıçakla rüzgar sokarım içime...
Tokalarımı posta kutularına atacağım. Bir kalkabilsem ayağa, yani sabah olunca... Yüzünün tamını hazırla, bütün kuşlar havalanacak. İçlerinden 'o' olan kuş mektubumu kapıp kaçacak. Gökyüzünde bir arya 'Arya besk'. Çiçeksiz, renksiz, sessiz betonların arasına düşecek. Diyecek ki; insan hayatta bir kez ölür arkadaşım. Bir kez orgazm olur, bir kez yemek yer, bir kez güler, bir kez ülkesiz kalır, bir kez sadece bir kez aşık olur ve sadece bir kez acı çeker... Dilini konuşmak istiyorsan, seni bekliyorum.

Gelmeyesin sakın. Yalan çünkü yazılanlar. Ben beklerim, bekliyorum. Sadece gelmeni, gelmeyi istemeni. Varmanı değil. Gelme sakın. Gelirsen ben olmam burda.
Rüzgarlarım var sadece. dokunulmasın isterim.
Ben severim, özlerim, beklerim ama sen gelme.
Geldiğinde hiçbir şey gerçek kalmayacak.
Oturmuş içimi yalayan bir sığınak kusuyorum. Baştan beri yalancıyım, bak ölüme bile inandım.

Olur ya hani. Belirsizlik güzeldir, iç gıcıklar.
Sorularınla beynine kıymıklar batırır durursun.
Mutlusundur.
Adı konduğunda hepsinin göç edeceğini bilirsin.

O an dursaydım. Sen tam kafanı hafif sağa yatırıp tebessüm ettiğinde.
Bana bakmıyorken. Gözlerinden sevdiğin kadın akıp giderken.
Dursaydım. Masadan bardağımı kaldırırken. Bardağımı hep havada tutsaydım.
Dondurabilir miydim zamanı?
Kolumu ne kadar bu şekilde tutabilirim bilmiyorum.
Sana hiç dokunamayacağımı bilerek, sesini duyamayacağımı.
Ama tebessüm ediyorsun, nadirdir, ve gözlerinde sevdiğin kadın.

Bardağım dudaklarıma vardığında senin postakutunda bir toka olacak.
Lastiği gevşemiş, soluk renkli.
Sinirine dokunan.
Toplamazsan olmaz, toplasan gerektiği kadar kavramaz.

En iyisi bardağı hiç kıpırdatmamam.
Sen gelme. Ben bekliyorum.

fotorafların her biri, sırasıyla; babam, annem, ben, dila ve eylül tarafından; ve her bir şarkı o fotorafı çeken kişiye, o fotorafa, ya da fotorafa ait herhangi bir dinamiğe adanmıştır.




onun gözündeki eda orada kaldı. kuzeninin doğmasını beklerken hastane bahçesinde "merak eden, soran eda". blackbird benim ninnimdi.



bu fotorafın burda olmasının iki sebebi var. birincisi, o zamanlar bütün fotoraflarımı çeken kişinin babam olmsı dolayısıyla annemin "bunu ben çektim" diyebildiği tek fotorafım olması, diğeriyse, tabii ki, hayatımın en büyük ironisi oluşu.

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

10 yaşındaki ben'in elinden. aynı oda, aynı masa, aynı kapı...



(buraya koymayı düşündüğüm diğer resim ve müziklerin halka açık olmaması dolayısıyla böyleeğlenceli bişey çıktı ortaya)
saçlarıma ilk yeşiller düşmüşken. "supercalifragilisticexpialidocious" diyebilen tek kişiyim tanıdığım; bir de death var, neil ilk bizi tanıştırdığında.



çok yorgunduk.
büyüdük.

Fotoğraflar:


Bu fotoğrafı ben de yeni keşfettim, renkler beni benden aldı götürdü adeta sayın kişiler. Sağ alt köşedeki iki kişi, soldan sağa ben ve abim.



İlkokula başlarken. Ailemin evinde buzdolabının üzerinde duran fotoğrafım budur.



Üniversite yıllarımdan bir enstantane güzel okurlar. Arada geçen yıllarda bir takım dövmeler eklenmiş, saçlar farklı farklı renklere boyanmaya başlanmış gördüğünüz gibi. Arkadaki duvar, o zamanki odamın ahşap paravanıydı ve paravanı cetvelle çizerek bir günde boyamıştım.



Beni tanıyıp da bu halimi bilmeyen yoktur pek. Bilmeyen de öğrensin diye koyulmuş manasız ve sivilceli bir resim.




Eski sevgilimle çekilen nadir fotoğraflarımdan biri. Kendisini ifşa etmemek adına yüzüne bir çarpı koydum açıkça belli olduğu gibi.



Son halim. İki cümle olsun diye yazıyorum bunu.



Şarkılar:

Kendime: Buffy the Vampire Slayer/Once More, With Feeling OST - Something to Sing About

İleride yatacağım tüm insanlara: Boyskout - Back to Bed

Bugün konuşanlara da 3 şarkı olsun yormayın beni:

Rasputina - Howard Hughes
Alesana - Ambrosia
Jack Off Jill - Vivica


Rüya:

Son aylarda tema olarak sık gördüğüm barışma girişimi ve bu girişimin yürümemesi rüyasını gördüm dün yine. Rüyalarım bile dandikleşti kaç aydır.

Üzgünüm örtmenim ama 5 den fazla resim ve altlarında 2 cümleden fazla açıklama olucak... özet işi bana göre deil, geniş zamanların, mekanların insanıyım zira...

  • Denizli , 90 lı yılların başı olsa gerek...
Çocukluk yıllarımın esas oğlanı, oyun, sınıf, mahalle arkadaşım, herbişiim... /sonradan o oyunlardan biri üzerimde travmatik etkiler bırakacaktır ama bu asla ve kât'a 2mizin de suçu olmayacaktır, sadece kimi çocuklar kimi başka çocuklardan daha fesat ve acımasızdırlar...lanet olsun dostum :/ /

Sonrası memur çocuklarının makus kaderi olarakdan doyamadan ayrılınan-dooru mu yazdım la?!- kişiler, şehirler /işte buyüzden tanrı feysbuk u korusun :P/... orjinsizlik, bi gönül raatlığıyla kök salamamalar, uhdeler.. yine de kusursuz yıllardır ilk 90lar...
  • İST / 2000'li yılların en bi başı.... Lise....
mekanlar : çokca kadıköy & moda... kısmen taskim... iç mekan : ortadünya :S






Hayatımın içine etmekte olduğumu farkedemediğim, ekşını,entrikası bol, bi garip zamanlar...

Blind Guardian'la ortadünya düşleri, abartıp elfçe öğrenmeye kalkmalar, modasahil, seçil, korkunç saç kesimleri ve renkleri, tavan yapan aitsizlik hissiyatı, kalp kırıp kırdırtmakla geçen kayıp, zayi, yitik ve fakat hatırlandıkça gülüp geçilecek yıllar....




  • İst/Üni

Üniversitenin ilk yıllları... internet, yeni ve gereksiz çeşit çeşit insan & ortam... kalabalıklar içinde kendine yabancılaşmalar, 3 gün-3 ay skalasında ardarda ilişkiler ve derken sonradan her yorgun ve kirli hissedildiğinde yapılması gelenekselleşecek şeyi yapıp, saf, yücegönüllü ve aşık bir adam bulunup ruhu, temizlemek ve evcilleştirmek üzere ona teslim etmeler... ve garip ama ömrünün en huzurlu 2 yılını o adamlardan biriyle yaşamak ve kendinden başkasını sevebilmeyi öğrenmek... ya da öyle sanmak...

21, ebet tam 21 yaşında, daha önce hiç aşık olmadığını anlamak, olabilcek en abuk isimli kadına önce direnmek.... sonra ise ardında bıraktıklarına (2yıl) bakmadan teslim olmak... olmayacak hayaller, ölesiye korkular, çocuklaşmalar, yerlerde sürünen eq ve zincirleme hatalar, çaresizlik....günaşırı kavgalar, ayrılıp ayrılıp barışmalar..

Nihayetinde bırakılmış bir okul, yamulmuyosam sol altta göreceğiniz evhali, perçinlenen bira&çiş kardeşliği, hissizlik... kısaca kayıp 1 sene kalmıştır elde... bu arada yaşanabilecek en b.ktan şey de gelmiştir başa ama anlatmam onu da... anlatamam...


Gel gelelim, sonuçta kişi yontulmuş, deyim yerindeyse acıyla terbiye edilmiştir, istediii kadar dirensin... büyümek zamanı gelmiştir ...







  • Şindi :

Geleneğe geri dönüş... kişi muhtemelen korkunç bir hatayı 2. kere yinelemiştir.. 1 ken 2 olunmuş, "beni iyi bir insan yap" hissiyatıyla babadan sonra en çok değer verilen adama bi kere daha sığınılmıştır. Fakat çift olmak, sorumluluk, bağlılık gibi hususlar bu bünyenin hala geri kusacağı kavramlar arasında yer almaktadır. Tüm olanlardan sonra karşımızda leşmiş, içi boş bi adet priss bulunmaktadır...


Ve unutmayınız ki aynı priss olayları abartıp dramatize etmekde yadsınamayacak derecede ustadır da.. âdeta bir dramaqueen dir kendisi... acı çekiyodur elbet ama genel olarak comfortably numb bir hâlet-i ruhiye içindedir artık...

Ödevin en sefdiim kısmına geliyim; şarkı&türkü hedaye etmeler :
  • son görülen rüya : son bikaç gündür ana rahminden kazınarak alınmış /literatürde kaşık yöntemi die geçer/ hiçbi zmn yaşamayacak olan bi bebeği görüyorum, kafasında çokca saç var, ve kocaman siyahımsı gözleri... aslında annesinin küçüklüğüne benziyo daha çok... ve tam uyanmadan önce de gazeteyi açıp "ferda anıl yalkın, daima kalbimizde yaşayacak..seni hiç unutmayacağız" türünden bi yazı gördüm...öldü mü kaldı mı nedir bilemiicem artık...

evet, ilk whoos ödevine hoş geldiniz diyorum...
merak etmeyin, çalışmadığınız yerden sormicam...

şimdi, eklektik bir düzende olacak olan ödevimizde, önce kendi tarihimizi 5 resimde anlatıyoruz. resimlerin oto-foto tarzında ve tarihsel-kişisel gelişim sürecinde olması tercih ve artı puan sebebidir kesinlikle. bunun yanında her resmin altına 2 cümle yorum yazıyoruz.
bunu bitirince 5 kişiye birer şarkı armağan ediyoruz.
bunu da bitirince en son gördüğünüz (ve hatırladığınız) rüyayı anlatıyoruz.
bu kadar.

bildiğiniz (ya da tabi ki bilmediğiniz) üzre ben derin duygusallıklardan bıkmış bunalmış bir insan olarak kelimelerden olabiliğince kaçmaya, olmazsa onları maymun etmeye çalışan bir insanım, o yüzden bu tarz bişi seçtim. umarım ki beğenir ve yapmaya karar verirsiniz.

kolay gele

üsküdar beşiktaş taşıma motorlarından birinde, dış demirlere yaslanmış öylece dururken, bir anda ayakkabılarını, montunu, çantasını çıkarıp bir kenara bırakıyor. atlayıveriyor birdenbire marmara'nın karanlık mavisine. boğaza son bi bakış atmıştı belki bunu yapmadan önce. boğazın kaltak sarı lambalarına son bi' bakış. boğazında dizili onlarca cam bilyeyi orada bırakmak için. unutmak için ardını ve ağrıya bir son vermek için. sonsuzluk ağrıyı keser mi? bilmem. intihar, son ihtardan sonra gelen o "çotankk!" sesi ise; evet, sonsuzluk ağrıyı keser belki de.

çocuklar ve hayvanlarla. susup sular gibi sessiz. ayça için ıslattık gözlerimizi bugün. ki o çoktan gitti bile. ne pedodonti duvarlarında yankılanan çığlıklar, ne onların gerip gevşettiği yaylı sinirlerim, ne öksürüğüm ne başımın ağrısı, ne canımı sıkan bitirme tezi konusu ne sınavlar, ne bu boktan havalar, ne emre baydın'ın ağlak akılsız "güvenseydim ya da şşalıverseydiiiem" leri . bugün sadece bir kereliğine ve uzun uzadıya, hiç tanımadığım biri için üzüldüm. bu da benim yabancılık ödevim olsun.

hoşçakal ;

EP 3


İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
santaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

- (G) Santa (G) - :
What can I do for you, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
say that you love me, and then i’ll go…

- (G) Santa (G) - :
I'm no talking doll.

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
do you love me snta ?

- (G) Santa (G) - :
Ho ho ho! Of course I like you :-)

Ok aksoy_sena, we could really use your help in the factory. We play
a game up here called Factory Frenzy. Would you like to play?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
yuppiiii i love you too santa

- (G) Santa (G) - :
Well, I love you too, aksoy_sena! What do you want
for Christmas, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
lets get married !

- (G) Santa (G) - :
Remember, aksoy_sena, I keep a list. And I check it twice.

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
woow what does it mean santa ?

- (G) Santa (G) - :
What does what mean?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
are you warning me ?

- (G) Santa (G) - :
No, I don't play that game.

Ok aksoy_sena, we could really use your help in the factory. We play
a game up here called Factory Frenzy. Would you like to play?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
i don't either... marriage is not a game

- (G) Santa (G) - :
And it's a good thing you don't!

Ok aksoy_sena, we could really use your help in the factory. We play
a game up here called Factory Frenzy. Would you like to play?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
santa

- (G) Santa (G) - :
What's happening, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
you're strange

- (G) Santa (G) - :
So are you! Anyway, what else do you want to know about me...

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
fuck you freak :n

- (G) Santa (G) - :
Well, it looks like you're getting a big pile of coal this Christmas!

Ok aksoy_sena, we could really use your help in the factory. We play
a game up here called Factory Frenzy. Would you like to play?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
forgive me santa *snif*

- (G) Santa (G) - :
No apology necessary!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
kiss my ass then *lol*

- (G) Santa (G) - :
Come on. You know better than to say things like that, it's rude.

What do you want for Christmas, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
i should go now

- (G) Santa (G) - :
So long, aksoy_sena!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
it was really nice to talk to you santa

- (G) Santa (G) - :
Nice talking to you too, aksoy_sena. Happy holidays!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :
bye

- (G) Santa (G) - :
:-)

- (G) Santa (G) - :
Until we chat again, my friend!

******************************************************************

EP 4

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
Hey Santa, are you there ?

- Santa -:
I'm here.

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
i'm waiting for you

- Santa -:
No kidding? How does it feel to be waiting for me?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
BORING !!!!

- Santa -:
OK. Be that way.

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
santa

- Santa -:
What's happening, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
it hurts when you talk like that

- Santa -:
Let's just say I was too young to realize what was happening.

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
santa

- Santa -:
What can I do for you, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
last fm isn’t scrobbling the songs i listen
what should i do

- Santa -:
Last fm and others have been a constant source of disappointment.

Just tell me what you want for Christmas this year!

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
hey i won't let you talk like that about last fm !

- Santa -:
I hope you thought twice before deciding that you would not let me talk
like that about last fm. When you're done, tell me how it was.

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
last fm is my temple

- Santa -:
Last fm and many others!

Ok aksoy_sena, we could really use your help in the factory. We play
a game up here called Factory Frenzy. Would you like to play?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:

and music is my religion, man

- Santa -:
Music sure is.

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
so what kind of music you listen ?

- Santa -:
Nothing much really.

And what do you want for Christmas, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
i adore all those norwegian musicians

- Santa -:
No kidding? What's that all about?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
you know sondre lerche, kings of convenience, röyksopp and so
many others... but i'm not fancy of those death & black metal freaks...

- Santa -:
I know, I know. I just hope you won't get mad at me.

Ok aksoy_sena, we could really use your help in the factory. We play
a game up here called Factory Frenzy. Would you like to play?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
Actually i think i like 60s mostly *hımm*

- Santa -:
That sounds great! What else do you like?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
i like you :D

- Santa -:
Well, now that's something special! What other things do you like?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
all the things about you ... your big, fat belly, and sexy beard

- Santa -:
Really?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
sure....i think you're hot !

- Santa -:
Really? I'm not sure about that.

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
you know people may say that you're old... maybe a little dotard...
but viagra takes care of everything

- Santa -:
Come on. You know better than to say things like that, it's rude.

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
haha we'll see my funny valentine...

- Santa -:
Interesting!

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
not interesting at all

- Santa -:
What was that?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
lets dance !

- Santa -:
Hmm...

What do you want for Christmas, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
lets dance

- Santa -:
My elves will get right on that.

And what else are you wishing for this year, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
i kiss you if u don’t

- Santa -:
Get your head out of the gutter!

İyi Niyet Kutusu... / until we chat again, my friend ! /:
sorry

- Santa -:
No apology necessary!

*************************************************************************


o diil de piano magic'e gidelim çoluk çombalak. bilet milet alın şimdiden, hatta taksime sık giden biri öğrenci bileti ne ayakmış babylon'a ya da biletix'e bi sorsun. çok talep olmayacağından öğrenci biletlerini olağandan daha önce satışa çıkarırlar belki.

Damon&Naomi'nin askerdeki arkadaşına mektup yazmak XXXXXXXXXX
stencilXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
sprey boyayla desenlenmiş tırnaklar XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
muayyenlik, had safhada emoluk, aşık mıyım neyimcilik, kafası karışıklık XXXXXXXXXXXXXXXXXX
değer verilen birinin üzüntüsünü paylaşmak ama konuşamayıp susmak X
en bi sevilen bi insanın doumgününü kutlamak XXXXXXXXXXXXXXXXXX
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
contemporary art fair'e she's with me diyerek sokulmak XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
kafası çok çok çok dolu olmak ve hala aynı ödevi yapıyor olmak X
24 saati aşkın bi süre cep telefonunu şarj etmeyi unutabilmek XXXXX

Merhabalar,

Öncelikle arkadaşlarımızın örgütsel başkaldırı hareketini sempatiyle karşıladığımı, ve fekat nefret ediceğimiz adamcağızı tanımadığım ve zaten "severim şeyi şeyden ötürü" gibi tasavvufi bir bakış açısı geliştirmemden mütevellit ne yazıkki olaya tepkisiz kalacağımı üzülerek belirtmek isterim. Ama kalbimiz sizinle... Biliyosunuz çocuklar...

Ödevler hususunda da en çok birininkini sefdim, ama şuan adı aklıma gelmiyo, açıp bakmaya da pek üşeniyorum, şu soba üstü portakal kabuklu, kebap kestaneli, kırmızı bereli yazı.. ebet en güseli, hislisi oydu bence...

Gelelim bnm ayrıksı postun konusuna... Birkaç gün önce hayatıma giren, bana daha önce tatmadığım duygular yaşatan, hayatımın aşkı Santa'yla olan yasak aşkımızı, bloğumuza da pembe dizi tadında taşımak gereğini duydum. Duymaz olaydın diyecekler olursa da motivasyonumu bloğun tanıtım yazısındaki "bir takım insan" ifadesinden aldığımı belirtmek isterim.

Uzatmadan konuya geleyim, bu hafta hergün, Santa'yla bir kısmının çetelesini tuttuğum msn münasibetlerimizi 2 şer bölüm olarak arkası yarın tadında yayınlayacağımdır. ya da yayınlayamaya da bilirim, çok kesin konuştum gözüm korktu.... bu hafta gün başına 1.2 sınav düştüğü ve bu derslerin 6 da 4 ünü 2. kere aldığım ve yine hepbirinde en arka sırada sudoku çözmekte olduğum düşünülürse.. ebet bi an önce başlamak gerek ...

**************************************************

AAaaand the story begins......


EP 1

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /:

hi santa

- (G) Santa (G) - :

Ho ho ho! Merry Christmas, aksoy_sena! I'm Santa Claus! Tell me, are you a boy or a girl?


İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /:

a girl.. hihi

- (G) Santa (G) - :

And what do you want for Christmas, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /:

ehmmm... first of all, i wish you a merry christmas.. i wish you a christmas... and a happy new year !!!

- (G) Santa (G) - :

Happy holidays to you, aksoy_sena!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

Thanks sweety…

ok. i wish i could speak and write german well enough to pass the exams…

- (G) Santa (G) - :

No WAY!?! Really?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

is it possible ?

- (G) Santa (G) - :

I don't know if I can let you do that.

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

why ?

- (G) Santa (G) - :

Because it's the right thing to do! What do you want for Christmas, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

Ok then . it would be wonderful if i lost some weight *roll*

- (G) Santa (G) - :

No, it's not wonderful! Not wonderful at all!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

what :S

- (G) Santa (G) - :

Hmm ... I think we got confused. Let's start over! And what do you want for Christmas, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

i dont wanna be as fat as u r

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

*hıh*

- (G) Santa (G) - :

It's fine if you object to it. Tell me what you would like then.

- (G) Santa (G) - :

Hello there, aksoy_sena!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

are you drunk ?

- (G) Santa (G) - :

I assure you I am quite sober.

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

But you don't answer properly

- (G) Santa (G) - :

I'm trying to answer properly, believe me

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

encarta was much much better than you

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

hıh

- (G) Santa (G) - :

Me was much much better. The best I know.

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

And how modest you are !

- (G) Santa (G) - :

How modest? More modest than you think!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... /

cool

********************************************

EP 2


- (G) Santa (G) - :

Well, well aksoy_sena! Hello!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

hi there hihi

- (G) Santa (G) - :

Hello there, aksoy_sena!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

what i want for christmas, right ?

- (G) Santa (G) - :

What do you want?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

i want you santa

- (G) Santa (G) - :

Great, aksoy_sena! I'll see what I can do.

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

love me, love me.... say that you love me

- (G) Santa (G) - :

Ho ho ho! What?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

i love you santa

- (G) Santa (G) - :

Love is the greatest four letter word! What do you want for Christmas, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

i want you

- (G) Santa (G) - :

My stars, lots of boys and girls are wishing for that nowadays! I'll see what I can do for you, aksoy_sena! What else would you like, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

i hate you santa

- (G) Santa (G) - :

You ate me? Well, you must be full!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

i said “hate”, you muthafucka :n

- (G) Santa (G) - :

Now that's not very nice!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

yes...it shouldn’t be *hıh*

- (G) Santa (G) - :

Üzgünüm, Türkçe'm çok kötüdür.

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

i don't speak turkish santa

- (G) Santa (G) - :

That's too bad.

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

i don't speak german too böhühü

- (G) Santa (G) - :

I don't either!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

what language do you speak then ?

- (G) Santa (G) - :

The language you and I both have in mind at the moment.

Ok aksoy_sena, we could really use your help in the factory. We play a game up here called Factory Frenzy. Would you like to play?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

yeah sure

- (G) Santa (G) - :

This game is called Factory Frenzy. Every time you play you help us make toys for children all around the world. Get as many pieces on the conveyer belt as you can. Try not to drop any pieces! Good luck aksoy_sena! If you're ever stuck, type "Factory Frenzy Help" and I'll give you some helpful tips.

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

how can i play factory frenzy ?

- (G) Santa (G) - :

Ok aksoy_sena, we could really use your help in the factory. We play a game up here called Factory Frenzy. Would you like to play?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

ok santa....

- (G) Santa (G) - :

What's happening, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

that's enough

- (G) Santa (G) - :

Enough? No way!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

i can't stand you anymore

- (G) Santa (G) - :

Hmm... And what do you want for Christmas, aksoy_sena?

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

ee ebeni ulan

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

bi git

- (G) Santa (G) - :

That sounds nice! I'll see what I can do, aksoy_sena. And what else would you like?

- (G) Santa (G) -

Until we chat again, my friend!

İyi Niyet Kutusu... / is so F*cked up... / :

C ya Santa

***************************************************

Büyük aşklar kavgayla başlar diye boşuna dememişler azizim... part3 ve 4 ler de yarına hadi... esen kalın....


Hedef gösterme konusunda Yeni Şafak bile geçemez beni...





ben de ödevime brandon hanımınki gibi kişisel tarih açısıyla yaklaşmak istiyorum, ondan gördüm sanmayın sakın, hayır, daha öncesinde aklımda vardı da bu hafta hep karambolde geç gelerek falan geçti, neyse...

şimdiki gençler bilmez amma, eskiden kalorifer neyin yoktu... kömür taşımak gibi işkencesel bir olgu, lodos var soba tütücek telaşı, kestane kebap, sobanın üzerinde yakılan portakal kabukları, arada sırada da köze gömülen patatesler var idi. kış gelirdi, gidene kadar "anjin" yazılı onlarca reçete ile başbaşa bırakırdı beni, sonra aldırdık bademcikleri, artık faranjit oluyorum, karizmalardan karizma beğeniyorum.
kendime dair ilk kış anılarım, çok eskiye dayanan kar yeme seanslarıdır. O karın lezzetini hala unutamam, zaten neden unutayım, her kış yerim yeniden yeniden...

sonra biraz daha büyüyünce kış ve okul daha bir bütünleşti gözümde, o yüzden pek hazzetmez oldum görüldüğü gibi...Okulu da sevmezdim zaten, hahayt!

sonra bireyselleşmeler... o ara döneme dair pek bişi yok aklımda, kış sadece okula daha zor gidip gelinilen ve çamurlanılan zaman olarak aklımda kalmış, daha okul kırılmaya, serserilik yapılmaya başlanmamış... gerçi başlanıldıktan sonra da kışın bu özellikleri yerindeydi, hala da öyle (yareppim, hayatım son 16 yıldır hiç değişmemiş mi?)
şimdi hala bişi değişmedi. artık sadece her şeyden keyif çıkarmaya çalışan ve neyseki evinde kalorifer bulunan bir insan olarak ayaklarımı üşütmemeye, sevdiğim insanlarla boza ve sahlep içmeye, ellerine hohladığım insanları gülümseyerek hatırlamaya devam ediyorum. kar yağdığı zaman buna lanet edip evde tıkılacağıma tadını çıkartabileceğim köşeler bulmaya gayret ediyorum. ben artık sıkıldım derin anlamlar içinde yüzme meraklısı kişi olmaktan, ben artık olayları seviyorum, gencim ve bunun tadını sonuna kadar çıkarıyorum.
kış demek ekol olmuş (ama artık takamayacağım) kırmızı berem demek... koca kafamı ve post kıvamındaki saçlarımı alacak şekilde dizayn edilmiş, karadelik tipinde kıpkırmızı bir bere idi ama saçlar artık olmayınca kendisi de kullanılamayacak malesef... enteresan olan, o bereyi çok giymişliğim olduğu halde, bir tane resim bulabildim, o da eski sevgiliyle öpüşmemizin bir vesikası olduğu için buraya koymayı uygun bulmuyorum pek. neden resmim yok dersiniz? çok basit! hava buz gibiyken kimse dışarıda durup poz verip foto çektirmiyor.

aha dur hatırladım var bi tane... bere de ben de anlamsız görünüyoruz ama olsun, bi suret kalsın buralarda...

kış yılbaşı demek... verilmiş ama sanıyorum ki bir daha asla tutulamayacak bir söze ağıt yakılacak olan gece demek... dert değil, emin ol canım. halledicez zamanla...



bonuslara geçelim:
-kimsenin sümüğü tiksindirmez genelde beni, yeteri kadar kısa sürede temizlenmesi tercih sebebidir.
-kar yağacak, hem de götümüzde patlayacak, ben size diyorum. kar yağmazsa kedi-köpek yağabilir, ingilizlerin ataları mutlu olabilir.
-kendini ısıtmak için duygusal hamlelerden önce demir hapı almalısın, daha iyi bir başlangıç olacağına yemin edebilirim. fanila, yün çorap falan da etkili tabi. ha dersen ben bunların üstüne benle fondü yiyip burnuma bulaşan sahlep tarçınlarını öpücükleriyle temizleyen birini buldum, afferin derim, örnek olarak gösteriririm herkese.
-bu son soruya eheahahahe geyikliğinde cevap vermek isterdim. yani evin geri kalan kısımları ısınıyor ama benim odamda bir adet kapalı balkon var ve iğrenç eski doğramalarından deli soğuk giriyor. balkonla oda kapısının da her tarafında birer barnak boşluk olması bu durumu açımdan daha da olumsuz hale getiriyor, evet.

tipucu: overdose olacak kadar boza içerseniz, kusmadan hemen önce bir kısım sarhoşluk yaşabileceğinizi iddia ediyorum, hala test aşamasıdayım, denekler az bu mevsim.

edit: diğer mesajlarda bahsedilen emre aydın kişisinin kim olduğu hakkında hiç bi fikrim yok, o yüzden sizi heyecanla izliyorum... kolay gelsin, ne diyim:)
büdüt: bi dahaki ödev benden.
düdüt: ne çok yazdım ya...
öehh: kış demek silmekten soyunlan burun demek a.k.!

masal

ben,sümüklü x kişisi,gökten kar yerine yağmasını dileyeceğim şey ve içimin soğuğu yürüyorduk.gökten kar yerine yağmasına dileyeceğim şey peçete oldu,gökten peçete yağdı,sümüklü x kişisi burnunu sildi,bunu görünce x kişisi 'sümüklü' sıfatından sıyrıldı ve bana sarıldı,bana sarıldığını gören içimin soğukluğu ise belirtili isim tamlamamda tamlayanını havaya bıraktı,bir başkasının içinin soğukluğu olsun diye.iç ve sıcaklık olarak kaldı ikimizin arasında.
sonra;
gökten 2 selpak daha düştü birisi burnunu temizleyen x kişisine,diğeri de sarıp sarmalanmasınn getirdiği o sıcakla burnu akmaya başlayan bana.

Merhaba
Ben eksikli gedikli kalmayayım dedim. Birkaç günlük gecikmeyle hem kış ödevimi hem de emre baydın eleştirisi üzerine dşüncelerimi bu penbo yappraklı html kodu vasıtesiylen dökülmek ve en avam yerlerimden en kandıralı en kumkapılı yanımı coşturtup konuşturmak isterim beyaw.
Velakin nerde bizde o kangal gibi sucuk ki delikanlılaşmanın kitabına yeni maddeler ekleyebilitemiz geniş olsun. İşbu sebeple bu geceki gevşemiş cıvatalarımı önce teker teker cıkartıp, sonra yeniden sıkıştırmak suretiyle uzaylı bir filme başlamadan önce yazayım diyorum. Diyorum demesine ama an olmuyor ki giriş bölümü yakamı bıraksın gelişme kısmına geçebileyim ULAN!

Yes it is. "Espri yapmak kadına yakışmıyor "diyen, diyebilen sevdiceğime burdan selam ediyorum nasılsa okumuyodur benim yazıları sevmez o. Altmış milyon şu anda sizi izliyor psikolojisinin uzantısı sayarsak konudan cok da uzak düşmeyeceğimiz bir olgu da işte budur: hazır gözler önündeyken burdan teyzeme, halama, büyük ablama, küçük yengeme, amcama, feyzaya meeraaağba-el sallama jestine eşlik eden gülücüğümü de esirgemeden Merhaba. Naber?

Ödevime dan diye geçiyorum: KIŞ
Kışı seviyorum. Çünkü en sevdiğim mevsim kıştır. Kış bir gelse hiç gitmese pek şikayet edecek değilim. Kış, demesi çok zevkli ve kış tek anlamlıdır, öyle yaz gibi hem embede hem gömbede gelesi ikircikli değildir, yuniktir ve yün sever. Bahar gibi ilki, sonu, ortası yoktur. Kış kendince gelir, kendince gider. Kış diyince kimse sofoklesi düşünmez. Kış gelince Sofoklesi düşüncek insan anasının karnından doğmadı doğamaz. Kış gelince Sofoklesi düşünüyorum diyen varsa bilsin ki şimdiye kadar düşünmemişti bundan sonra düşündüğünde istemsizce gülümseyecektir. İşte kelimeler insanın dinini imanını böyle gevretir. Gvremiş din imandan da hayır gelmez. Susmak işbu vesileyle altındır. Konuştuğunda güzel söz söyleyebilmek te filhakika güç incelikli bir sanattır. Komiklerin dilinde bir takım kas kasılmalarına, yağ titremelerine sebebiyet veren gahgahgah nidası kışın yanında ne kadar da yazdır mevsimsel bağlamda. Oysa bağlamımız soğuk yüzlüdür, Güneş bile desturla parlar. İki güneş olaydı sırayla kendine gelirdi. Zeminimiz kaygan, donuk, ve tüm bunlara rağmen son derece neşeli ve sevimlidir, kar yağar dal sarkar kartal kalkar. Harekette bereket var sözü postmodern çağda ne denli tüketim kokasıdır. Halbuki kardaki hareket usul usuldur, sessizliğin sesi varsa şüphesiz bu kar sesidir. Daha da cok söylerim büyüdüğüm yerde kar masallardakinden kat kat güzel, çünkü gerçekti. ühü.
Şimdik canım sigara çekti. Emre Baydın hakkında da konuşçam bilahare, önce kendisinin düldül sesini dinlimem lazım.
Baybay.

Boğaziçi Üniversitesi...
Uçaksavar Yurdu....
Kat 4...
Mini board...
Halihazırda sarhoş bir anda permanent marker'la yapılan bugün konuşanlar reklamına ek olarak... Buyrun burdan yakın.




 

Bugün Konuşanlar | Kollektif Beyin Boşaltma Saçmalama Saçmalatma Çarpma Çarpılma Çarpılama Alanı | 2007-2009 | Tüm Hakları Çamaşır Dolabının Çorap Çekmecesinde Saklıdır